gönderen Bilal ÖZDEMİR » Pzt Nis 27, 2026 9:13 am
Bu 23 Nisan’da yeni ve farklı bir umut belirdi.
Zülfü Dicleli
Ülkemiz son yıllarda giderek hızlanan bir dönüşüm içinde. Politik yaşam, ekonomi, sosyal ilişkiler ve ideolojik/kültürel yaklaşımlar değişiyor, yeni özellik ve yapılanmalar ortaya çıkıyor, toplum ile doğa ilişkileri yeni özellikler kazanıyor.
Bu geniş çaplı değişim bütün yaşam alanlarını etkilediği gibi yaşamın temel altyapısı olan tarım alanını, onunla bağlı gıda üretimini ve bunların çevreyle ilişkilerini de değiştiriyor. Yeni yeni sosyal oluşum ve yapılar ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla tarım ve gıda sektörlerinin genel manzarası ve karşı karşıya bulunduğu sorunlar bundan birkaç on yıl öncesine göre çok çok farklı. Dolayısıyla bu sorunların anlaşılması ve gerçekçi çözüm projelerinin geliştirilmesi gerekiyor. Ama açıktır ki çözüm arayışları için de yeni yollar, tarzlar ve organizasyonlara ihtiyaç var.
İşte geçtiğimiz 23 Nisan günü Türkiye Tarım ve Gıda Birliği’nin (TTGB) kurulduğunun açıklanması bu yolda umut verici yeni bir başlangıç oldu.
TTGB pandemi döneminde tarım ve gıda güvenliği konusunu yaşadığımız ani ve çarpıcı deneyimin ardından başlayan çok aktörlü ve çok boyutlu bir çalışmanın ürünü.
Şunları vurguluyor:
• Tarım, gıda ve çevre sorunları birlikte, karşılıklı ilişki ve etkileşimleri içinde ele alınmalı.
• Sorunların çözüm yolları bu alanlarla ilgili bütün aktörlerin katılımıyla aranmalı ve geliştirilmeli.
• Bütün çabalar olgu ve verilere dayalı bir temelde yürütülmeli, dolayısıyla söz konusu alanlarla ilgili veri ve deneyimlerin toplanıp değerlendirilebilmesi için en yeni teknolojilerden yararlanan geniş bir iletişim ağı oluşturulmalı.
• Böylece geliştirilecek yaklaşımlarla bir yandan karar vericiler ve ilgililer bilgilendirilmeli, bir yandan da ilgili sektörlerin aktörleriyle ilişkiler sürekli yenilenmelidir. Yukarıya yönelik toplayıcı, yoğunlaştırıcı, aşağıya doğru dağıtıcı, yerelleştirici bir işlev olmalı.
81 ili kapsamayı, uluslararası bağlarda kurmayı amaçlayan sanal bir AĞ/PLATFORM üzerinden örgütlenmekte olan TTGB, oluşturduğu TTGB Portal ve Mobil Uygulaması ile bu gereklere yanıt vermeye yöneliyor. Ağ; çiftçi, köylü, finansman, tüccar, sanayici, ihracatçı, işçi, tüketici, tedarikçi ve akademisyenleri ve çeşitli kooperatif ve kuruluşlarla yerel yönetim uzmanlarını bir araya getiriyor.
Bu yönüyle TTGB, yalnızca bir organizasyon değil; aynı zamanda bir zihniyet değişiminin somut ifadesi. Farklı kurumların, uzmanların ve sektör temsilcilerinin aynı zeminde buluşması, bu yapıyı benzerlerinden ayıran en önemli unsur. O nedenle TTGB, Türkiye’de uzun süredir ihtiyaç duyulan ortak akıl mekanizması arayışının somut bir karşılığı sayılabilir. Artık herkesin ayrı ayrı konuştuğu değil, birlikte çözüm aramaya ve geliştirmeye çalıştığı bir yapı kuruluyor.
***
TTGB girişimini ben çok sevindirici ve umut verici bir gelişme olarak görüyorum. (Girişimin başlatıcıları da sanırım aynı nedenden bunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gününde açıklamayı tercih etmiş olmalılar.)
Çünkü;
Artık içi boş “birlik ve beraberlik” söylemlerine, “tekdüze birliklere” değil, çeşitli farklılara rağmen “birlikte-yapmayı” öğrenmeye ihtiyacımız var. Farklılıkların bizi ayırmasına izin vermeden, karşılıklı saygı ve eşit haklılık temelinde ortak refah ve karşılıklı yardım ve dayanışma için birlikte çalışarak geliştireceğimiz çözümlere yönelmeliyiz. TTGB bu bağlamda kimliklerin ötesine geçen sosyoekonomik bir ortaklığı dile getirmektedir.
Tarım ve gıda sektörleri insan - doğa birlikteliğinin her gün yaşandığı bir alandır. İnsan doğa ilişkisinin doğru anlaşılması ve düzenlenmesi ise bugün dünyamızın bütün karmaşık düğümlerinin çözümü için ilk çekilecek ipliktir.
Soru bir tanedir: Organizasyonlarımızı, teknolojilerimizi, yönetici ve uzmanlarımızı doğanın karşısında “düşman topraklarındaki bir işgal ordusu” gibi konumlandırmaya devam mı edeceğiz yoksa tersine, doğanın “birlikte üretkenliğiyle” ilişki kurabilen araçlara mı dönüştüreceğiz? İnsanın kendi eylem yetkinliğinin sınırlarının ve sorumluluğunun bilincinde olduğu bir dünyaya mı yöneleceğiz?
TTGB tarım-gıda-çevre arasındaki kopmaz, ortadan kaldırılamaz bağlantıyı, dolanıklığı, iç içeliği veri kabul ederek yola çıktığı için bu sorunun ülkemiz çapında doğru yanıtlanmasına büyük katkılar yapmaya adaydır.
Öte yandan dünya gelişmesinin şu içinde yaşadığımız dönemi dünyada ve ülkemizde büyük ölçüde birbiriyle bağlı iki süreç tarafından belirleniyor:
Birincisi, toplumlarda ekonomik, politik ve ideolojik güç yukarılarda hızla yoğunlaşıyor ve giderek daha az sayıda elde toplanıyor. Güç, hükmünü giderek daha doğrudan, dikey, dolaysız icra ediyor. Buna karşılık aşağıda hemen her şey dağılıyor, çeşitleniyor, farklılaşıyor. Çeşitli aktörlerin ekonomik, politik ve ideolojik güçleri dağılıyor. Onların değişik emek, çaba ve katkıları çok farklı düzey ve düzlemlerde işleyen bağlantılı ağlar üzerinden dolaşıma girerken bu ağların, üretim ve tedarik zincirlerinin kontrolü yukarılardan yürütülüyor.
İkinci olarak, gücün yukarıda aşırı yoğunlaşması ve dolaysızlaşması bir yandan toplumlardaki çeşitli eşitsizliklerin daha da artmasına yol açarken, bir yandan da aşağıdakilerin, emekçi ve üreticilerin yaşam koşullarının aşağı çekilmesini, eylem alanlarının ve kendi kaderlerini belirlemeye dönük çabalarının engellenmesini veya başarıyla soğurulup etkisizleştirilmesini getiriyor. Yabancılaşma ve karamsarlık yayılıyor.
Bu açıdan bakarsak, TTGB Portal ve Mobil Uygulamasının altyapısını oluşturduğu ağ/platform tam da olması gereken yerde, yukarıları ile aşağıları arasında çok düzlemli bir yapı olarak konumlanıyor. Aşağıdan topladığını ince bir işçilikle işleyip yukarının önüne koyarken, yukarının aşağıya yönelik dağıtıcı etkisine karşı etkili bir bariyer oluştururken, öte yandan da aşağıda sosyal, ekonomik, fikirsel farklılaşmalara rağmen birlikte davranmanın imkanlarını artırmaya çalışıyor. Böylece yeni enerjilerin, imkanların, yetkinliklerin belirmesine hizmet edebilir.
Bu iki nedenden çok mümkün. Birincisi, durumu dönüştürme düşüncesini, boş umutlar olarak değil gerçek eğilimlerin, hayatın bizzat hareketi içinde ve o hareketin aktörleriyle birlikte yürütülen, disiplinli bir çalışma olarak kavrıyor.
İkincisi TTGB, evet tam da karamsar bir ortamda umut getiriyor. Ancak bu umudu yalnızca duygusal düzeyde bir “beklenti duygusu” olarak değil, aynı zamanda bilişsel ve bilimsel nitelikte bir yönelme olarak tarif ediyor. Dolayısıyla umudu öğrenilebilen bir şey haline getiriyor.
Bu çabayı hayata getirenleri yürekten kutlarken, girişimin ülkemizdeki diğer kesimlere de örnek olmasını diliyorum. Çok aktörlü, çok düzlemli, çok biçimli hareket ve akımların etkinlik kazanacağı bir dünya hayal ediyorum.
Bu 23 Nisan’da yeni ve farklı bir umut belirdi.
Zülfü Dicleli
Ülkemiz son yıllarda giderek hızlanan bir dönüşüm içinde. Politik yaşam, ekonomi, sosyal ilişkiler ve ideolojik/kültürel yaklaşımlar değişiyor, yeni özellik ve yapılanmalar ortaya çıkıyor, toplum ile doğa ilişkileri yeni özellikler kazanıyor.
Bu geniş çaplı değişim bütün yaşam alanlarını etkilediği gibi yaşamın temel altyapısı olan tarım alanını, onunla bağlı gıda üretimini ve bunların çevreyle ilişkilerini de değiştiriyor. Yeni yeni sosyal oluşum ve yapılar ortaya çıkıyor.
Dolayısıyla tarım ve gıda sektörlerinin genel manzarası ve karşı karşıya bulunduğu sorunlar bundan birkaç on yıl öncesine göre çok çok farklı. Dolayısıyla bu sorunların anlaşılması ve gerçekçi çözüm projelerinin geliştirilmesi gerekiyor. Ama açıktır ki çözüm arayışları için de yeni yollar, tarzlar ve organizasyonlara ihtiyaç var.
İşte geçtiğimiz 23 Nisan günü Türkiye Tarım ve Gıda Birliği’nin (TTGB) kurulduğunun açıklanması bu yolda umut verici yeni bir başlangıç oldu.
TTGB pandemi döneminde tarım ve gıda güvenliği konusunu yaşadığımız ani ve çarpıcı deneyimin ardından başlayan çok aktörlü ve çok boyutlu bir çalışmanın ürünü.
Şunları vurguluyor:
• Tarım, gıda ve çevre sorunları birlikte, karşılıklı ilişki ve etkileşimleri içinde ele alınmalı.
• Sorunların çözüm yolları bu alanlarla ilgili bütün aktörlerin katılımıyla aranmalı ve geliştirilmeli.
• Bütün çabalar olgu ve verilere dayalı bir temelde yürütülmeli, dolayısıyla söz konusu alanlarla ilgili veri ve deneyimlerin toplanıp değerlendirilebilmesi için en yeni teknolojilerden yararlanan geniş bir iletişim ağı oluşturulmalı.
• Böylece geliştirilecek yaklaşımlarla bir yandan karar vericiler ve ilgililer bilgilendirilmeli, bir yandan da ilgili sektörlerin aktörleriyle ilişkiler sürekli yenilenmelidir. Yukarıya yönelik toplayıcı, yoğunlaştırıcı, aşağıya doğru dağıtıcı, yerelleştirici bir işlev olmalı.
81 ili kapsamayı, uluslararası bağlarda kurmayı amaçlayan sanal bir AĞ/PLATFORM üzerinden örgütlenmekte olan TTGB, oluşturduğu TTGB Portal ve Mobil Uygulaması ile bu gereklere yanıt vermeye yöneliyor. Ağ; çiftçi, köylü, finansman, tüccar, sanayici, ihracatçı, işçi, tüketici, tedarikçi ve akademisyenleri ve çeşitli kooperatif ve kuruluşlarla yerel yönetim uzmanlarını bir araya getiriyor.
Bu yönüyle TTGB, yalnızca bir organizasyon değil; aynı zamanda bir zihniyet değişiminin somut ifadesi. Farklı kurumların, uzmanların ve sektör temsilcilerinin aynı zeminde buluşması, bu yapıyı benzerlerinden ayıran en önemli unsur. O nedenle TTGB, Türkiye’de uzun süredir ihtiyaç duyulan ortak akıl mekanizması arayışının somut bir karşılığı sayılabilir. Artık herkesin ayrı ayrı konuştuğu değil, birlikte çözüm aramaya ve geliştirmeye çalıştığı bir yapı kuruluyor.
***
TTGB girişimini ben çok sevindirici ve umut verici bir gelişme olarak görüyorum. (Girişimin başlatıcıları da sanırım aynı nedenden bunu 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı gününde açıklamayı tercih etmiş olmalılar.)
Çünkü;
Artık içi boş “birlik ve beraberlik” söylemlerine, “tekdüze birliklere” değil, çeşitli farklılara rağmen “birlikte-yapmayı” öğrenmeye ihtiyacımız var. Farklılıkların bizi ayırmasına izin vermeden, karşılıklı saygı ve eşit haklılık temelinde ortak refah ve karşılıklı yardım ve dayanışma için birlikte çalışarak geliştireceğimiz çözümlere yönelmeliyiz. TTGB bu bağlamda kimliklerin ötesine geçen sosyoekonomik bir ortaklığı dile getirmektedir.
Tarım ve gıda sektörleri insan - doğa birlikteliğinin her gün yaşandığı bir alandır. İnsan doğa ilişkisinin doğru anlaşılması ve düzenlenmesi ise bugün dünyamızın bütün karmaşık düğümlerinin çözümü için ilk çekilecek ipliktir.
Soru bir tanedir: Organizasyonlarımızı, teknolojilerimizi, yönetici ve uzmanlarımızı doğanın karşısında “düşman topraklarındaki bir işgal ordusu” gibi konumlandırmaya devam mı edeceğiz yoksa tersine, doğanın “birlikte üretkenliğiyle” ilişki kurabilen araçlara mı dönüştüreceğiz? İnsanın kendi eylem yetkinliğinin sınırlarının ve sorumluluğunun bilincinde olduğu bir dünyaya mı yöneleceğiz?
TTGB tarım-gıda-çevre arasındaki kopmaz, ortadan kaldırılamaz bağlantıyı, dolanıklığı, iç içeliği veri kabul ederek yola çıktığı için bu sorunun ülkemiz çapında doğru yanıtlanmasına büyük katkılar yapmaya adaydır.
Öte yandan dünya gelişmesinin şu içinde yaşadığımız dönemi dünyada ve ülkemizde büyük ölçüde birbiriyle bağlı iki süreç tarafından belirleniyor:
Birincisi, toplumlarda ekonomik, politik ve ideolojik güç yukarılarda hızla yoğunlaşıyor ve giderek daha az sayıda elde toplanıyor. Güç, hükmünü giderek daha doğrudan, dikey, dolaysız icra ediyor. Buna karşılık aşağıda hemen her şey dağılıyor, çeşitleniyor, farklılaşıyor. Çeşitli aktörlerin ekonomik, politik ve ideolojik güçleri dağılıyor. Onların değişik emek, çaba ve katkıları çok farklı düzey ve düzlemlerde işleyen bağlantılı ağlar üzerinden dolaşıma girerken bu ağların, üretim ve tedarik zincirlerinin kontrolü yukarılardan yürütülüyor.
İkinci olarak, gücün yukarıda aşırı yoğunlaşması ve dolaysızlaşması bir yandan toplumlardaki çeşitli eşitsizliklerin daha da artmasına yol açarken, bir yandan da aşağıdakilerin, emekçi ve üreticilerin yaşam koşullarının aşağı çekilmesini, eylem alanlarının ve kendi kaderlerini belirlemeye dönük çabalarının engellenmesini veya başarıyla soğurulup etkisizleştirilmesini getiriyor. Yabancılaşma ve karamsarlık yayılıyor.
Bu açıdan bakarsak, TTGB Portal ve Mobil Uygulamasının altyapısını oluşturduğu ağ/platform tam da olması gereken yerde, yukarıları ile aşağıları arasında çok düzlemli bir yapı olarak konumlanıyor. Aşağıdan topladığını ince bir işçilikle işleyip yukarının önüne koyarken, yukarının aşağıya yönelik dağıtıcı etkisine karşı etkili bir bariyer oluştururken, öte yandan da aşağıda sosyal, ekonomik, fikirsel farklılaşmalara rağmen birlikte davranmanın imkanlarını artırmaya çalışıyor. Böylece yeni enerjilerin, imkanların, yetkinliklerin belirmesine hizmet edebilir.
Bu iki nedenden çok mümkün. Birincisi, durumu dönüştürme düşüncesini, boş umutlar olarak değil gerçek eğilimlerin, hayatın bizzat hareketi içinde ve o hareketin aktörleriyle birlikte yürütülen, disiplinli bir çalışma olarak kavrıyor.
İkincisi TTGB, evet tam da karamsar bir ortamda umut getiriyor. Ancak bu umudu yalnızca duygusal düzeyde bir “beklenti duygusu” olarak değil, aynı zamanda bilişsel ve bilimsel nitelikte bir yönelme olarak tarif ediyor. Dolayısıyla umudu öğrenilebilen bir şey haline getiriyor.
Bu çabayı hayata getirenleri yürekten kutlarken, girişimin ülkemizdeki diğer kesimlere de örnek olmasını diliyorum. Çok aktörlü, çok düzlemli, çok biçimli hareket ve akımların etkinlik kazanacağı bir dünya hayal ediyorum.