gönderen Bilal ÖZDEMİR » Çrş Nis 01, 2026 9:24 am
Orhan Sarıbal
Basında “çiftçiye nefes aldıracak” bir adım olarak sunulan “Planlı üretim yapan çiftçinin mazot maliyetinin tamamı, gübresinin ise yarısı karşılanacak” haberleri kamuoyuna olumlu bir gelişme gibi yansıtılsa da, bu yaklaşım tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak. Tam anlamıyla ne Musa’ya ne İsa’ya yarıyor.
2023 yılında 11 milyar 318 milyon lira olan mazot desteği yüzde 41,9 artışla 2024’te 16 milyar 57 milyon liraya çıkarıldı. 2025 yılı ödemesi ise yüzde 25 artışla 20 milyar 77 milyon liraydı. Mazot desteğinin toplam destekleme bütçesindeki payı bu 3 yılda yüzde 17,9’dan yüzde 14,9’a geriledi. Gübre desteği ise 2023’te 4 milyar 638 milyon lirayken 2024’te yüzde 7 artışla 4 milyar 965 milyon liraya çıkarıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı 2024 yılında destekleme modelini kökten değiştirdi ve 1 Ocak 2025 itibarıyla bitkisel üretimde “katsayı” sistemine geçildi. Bu değişiklikle birlikte yıllardır uygulanan mazot ve gübre destekleri kaldırıldı, yerine “temel destek” adı altında yeni bir sistem getirildi.
2025 üretim yılı için çiftçiye dekar başına 244 TL temel destek verilmesi kararlaştırıldı. Her ürün için belirlenen katsayılarla bu rakam çarpılarak destek miktarı belirlendi.
2026 yılı için katsayı sistemi devam ettirildi ve temel destek 244 TL’den 310 TL’ye çıkarıldı.
Bunun yanında planlı üretim desteği de yine katsayı üzerinden veriliyor ve sadece Bakanlığın belirlediği havzalarda, belirlenen ürünleri eken çiftçiler bu destekten yararlanabiliyor. Havza dışında üretim yapan çiftçi ise bu desteklerin dışında kalıyor.
2025 üretim yılına ait destekler, 2026 bütçesinden ve çoğu zaman bir yıl gecikmeyle ödeniyor. Yani çiftçi mazotu, gübreyi bugün peşin alıyor; ama desteği aylar hatta yıllar sonra alabiliyor. Bu da desteğin maliyeti düşüren bir araç olmaktan çıkarıyor.
Destekleme politikası, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere dönük olup, mazot ve gübre tüketimi sahada doğru ve gerçekçi biçimde analiz edilmeli, destekler bu maliyetlerin gerçek karşılığı olacak şekilde belirlenmelidir.
Bu koşullarda yapılması gereken, üretimin tamamını koruyan, kapsayıcı ve zamanında destekleyen bir model kurmaktır.
Orhan Sarıbal
Basında “çiftçiye nefes aldıracak” bir adım olarak sunulan “Planlı üretim yapan çiftçinin mazot maliyetinin tamamı, gübresinin ise yarısı karşılanacak” haberleri kamuoyuna olumlu bir gelişme gibi yansıtılsa da, bu yaklaşım tarımın yapısal sorunlarını çözmekten uzak. Tam anlamıyla ne Musa’ya ne İsa’ya yarıyor.
2023 yılında 11 milyar 318 milyon lira olan mazot desteği yüzde 41,9 artışla 2024’te 16 milyar 57 milyon liraya çıkarıldı. 2025 yılı ödemesi ise yüzde 25 artışla 20 milyar 77 milyon liraydı. Mazot desteğinin toplam destekleme bütçesindeki payı bu 3 yılda yüzde 17,9’dan yüzde 14,9’a geriledi. Gübre desteği ise 2023’te 4 milyar 638 milyon lirayken 2024’te yüzde 7 artışla 4 milyar 965 milyon liraya çıkarıldı.
Tarım ve Orman Bakanlığı 2024 yılında destekleme modelini kökten değiştirdi ve 1 Ocak 2025 itibarıyla bitkisel üretimde “katsayı” sistemine geçildi. Bu değişiklikle birlikte yıllardır uygulanan mazot ve gübre destekleri kaldırıldı, yerine “temel destek” adı altında yeni bir sistem getirildi.
2025 üretim yılı için çiftçiye dekar başına 244 TL temel destek verilmesi kararlaştırıldı. Her ürün için belirlenen katsayılarla bu rakam çarpılarak destek miktarı belirlendi.
2026 yılı için katsayı sistemi devam ettirildi ve temel destek 244 TL’den 310 TL’ye çıkarıldı.
Bunun yanında planlı üretim desteği de yine katsayı üzerinden veriliyor ve sadece Bakanlığın belirlediği havzalarda, belirlenen ürünleri eken çiftçiler bu destekten yararlanabiliyor. Havza dışında üretim yapan çiftçi ise bu desteklerin dışında kalıyor.
2025 üretim yılına ait destekler, 2026 bütçesinden ve çoğu zaman bir yıl gecikmeyle ödeniyor. Yani çiftçi mazotu, gübreyi bugün peşin alıyor; ama desteği aylar hatta yıllar sonra alabiliyor. Bu da desteğin maliyeti düşüren bir araç olmaktan çıkarıyor.
Destekleme politikası, Çiftçi Kayıt Sistemi’ne kayıtlı üreticilere dönük olup, mazot ve gübre tüketimi sahada doğru ve gerçekçi biçimde analiz edilmeli, destekler bu maliyetlerin gerçek karşılığı olacak şekilde belirlenmelidir.
Bu koşullarda yapılması gereken, üretimin tamamını koruyan, kapsayıcı ve zamanında destekleyen bir model kurmaktır.