gönderen Bilal ÖZDEMİR » Prş Şub 26, 2026 9:30 am
ADNAN SARPEN
Tek Sağlık Yaklaşımı ile Tarım Arasındaki Bağ
25 Şubat 20262 Görüntüleme0
Tek Sağlık Yaklaşımının tek bir tarifi olmamakla birlikte, genelde, One Health Comission (OHC)’ın tarifi çok sade ve herkesin anlayabileceği şekilde olduğu için OHC’nin tanımını tercih ediyorum. Bu tarife göre “tek sağlık; insanlar, diğer hayvanlar, bitkiler ve paylaştıkları çevre arasındaki bağlantıları dikkate alarak, en uygun sağlık ve refah sonuçlarına ulaşmak için yerel, ulusal ve küresel düzeylerde çalışan, işbirliği anlayışına dayanan, çok sektörlü ve disiplinler arası bir yaklaşımdır.”(1) Tek sağlık kavramı yüzyıllardır varlığını sürdürüyor.(2) Bazı araştırmacılar, tek sağlık yaklaşımının oluşturan insan + hayvan + çevre bileşenlerinden çevrenin insan tarafından kötü kullanılmasına bağlı olarak insan ve hayvanda herhangi bir hastalığın meydana gelebileceğini ilk defa M.Ö. 4. yüzyılda dile getirmiş olması nedeniyle Hipokrat’a kadar uzandığını belirtseler de bunu daha geriye, insanın doğrudan çevre ve hayvan ile olan ilişkisinin olduğu göçebe yaşam tarzı olan avcılık ve toplayıcılık dönemine kadar götürebiliriz. Bu dönem aynı zamanda insanın deneme yanılma ile hayvan hastalıklarını öğrendiği ve tedavi etmeye, yine hayvanda deneme yanılma ile tedavi etmeye çalıştığı hastalıkların benzerinin kendisinde görüldüğünde tedavi etmeye çalıştığı dönemdir. Tek sağlık anlayışının şekil kazanmaya ve ortaya çıkmaya başladığı dönem 18. yüzyılın ortaları ve sonlarında insan tıbbı ile veteriner tıbbının bulaşıcı hastalıklarla mücadele edildiği, tıp eğitiminde insan anatomisinin layıkıyla öğrenilebilmesi için hayvan anatomisinin öğrenilebilmesi amacıyla insan tıbbı ile veteriner tıbbının iş birliği yaptığı bu dönemde, Alman tıp bilim insanı Prof. Dr. Rudolf L.C. Virchow ve öğrencisi Dr. William Osler’in tıp ve sağlık alanında “Tek Tıp, Tek Sağlık” konseptini ortaya atması ve kabul görmesi üzerine insan tıbbı ile veteriner tıbbı uzun yıllar birlikte hareket ederek mikrobiyoloji ve bulaşıcı hastalıklar alanında önemli başarılara imza attıkları yüzyıldır. 21. yüzyıla gelindiğinde küresel hayvan kökenli hastalık ve zoonotik patojen sayılarındaki ciddi artış, dünyaca ünlü veteriner hekim epidemiyolog Prof.Dr. Calvin W. Schwabe’nin 2006 yılında, vefatından kısa bir süre önce, dünyada hayvan kaynaklı zoonotik patojen sayısındaki ciddi artışın pandemi tehlikesi yarattığını dile getirip, bunda yaban hayatın ve doğanın insanlar tarafından tahribinin büyük rol oynadığını belirtip hayvan sağlığı + insan sağlığı + çevre sağlığının birlikte ele alıp “Tek Tıp, Tek Sağlık Konsepti”ni ortaya atarak Amerikan Veteriner Tıp Birliği ile Amerikan Tıp Birliği’ni işbirliği yapmaya çağırması, her iki kuruluşun bu çağrıya kulak verip ortak işbirliğine gitmeleri ve 2007’de dünyaya Tek Sağlık Girişimi ile ortak mücadele edeceklerini, bu mücadeleyi çevre ile ilgili kuruluşlar başta olmak üzere çok geniş bir meslek kitlesiyle işbirliğine gideceklerini deklare etmeleriyle bugünkü Tek Sağlık Yaklaşımı anlayışı doğmuş oldu. (3) Sağlık alanında bu kadar uzun tarihi bir süreç yaşanırken insanlığın geçmişinden bugüne kadar geçen sürede ve hala günümüz dünyasında çok stratejik sektör olan tarım, sağlık ile bağlantılı önemli bir süreç yaşamış, hala tarımın sağlıkla olan bağı devam etmektedir. Çünkü insan olsun, hayvan olsun yaşamlarını sürdürebilmeleri için besine ihtiyaçları var. Hayvanın beslenmesi için yem ile insanın beslenmesi için gereksinim duyulan hayvansal ve bitkisel gıda, tarımsal üretim sayesinde sağlanıyor. Yine günümüzde bitkisel üretimde kullanılan kimyasal zirai ilaçlar halk sağlığı açısından büyük öneme sahip. Bir diğer önemli konu ise tarımı bitkisel üretimin dışında oluşturan üretim faaliyetinde yer alan gıda amaçlı büyük ve küçükbaş hayvan üretimi ve su ürünleri üretimi halk sağlığı açısından önemli olan hayvan kaynaklı zoonotik hastalıklar, “Tek Sağlık Yaklaşımı” açısından çok önemlidir. Dolayısıyla tarımı, “Tek Sağlık Yaklaşımı”nın dışında düşünemeyiz. Tarım, geçmişi 10.000 yıl öncesine dayanan, diğer bir adıyla çiftçilik ve çiftçilik bilimi olup (4, 5) bitkisel ve hayvansal ürün yetiştirmek için toprağın işlenmesini, gıda, yün ve diğer ürünleri sağlamak için hayvanların yetiştirilmesini ve yetiştirilen ürünlerin mümkün olduğunca verimli bir şekilde hasat edilmesini içerir.(4) Tarım, toprağı işleme hem gıda hem de gıda dışı ürünlerin ekimi, yetiştirilmesi ve hasadının yanı sıra hayvancılık üretimini de kapsayan bir üretim faaliyetidir.(6) Tarım ve hayvan yetiştiriciliği, insanların binlerce yıldır dayandıkları göçebe yaşam tarzından evrimleşmelerini sağladı. Avcı-toplayıcı toplumlar hayvanların hareketlerine bağımlıydı ve bu durum, avcılığın çok verimli olduğu (ancak eti uzun süre saklayamadıkları) veya yiyeceklerin çok az olduğu dönemlere yol açabiliyordu.(4)Tarım, % 90’ı, insanların yaşaması için gerekli gıda maddelerinin, % 10’unun ise sanayinin hammadde ihtiyacını karşılamak için doğa ile mücadele edilerek yapılan bir üretim faaliyetidir. Bu nedenle zaruri olanları evrenseldir ne tüketiminden tamamıyla vazgeçilebilir ne de tüketimi doğal ihtiyaçların ötesinde arttırılabilir.(7) Dolayısıyla tarım, insanlığı basit avcı-toplayıcı yaşam biçiminden daha karmaşık bir topluma taşıyarak insan uygarlığının bugünkü seviyelere ulaşmasını sağlamıştır. (4)
İnsanlığın basit avcı-toplayıcı yaşam biçimi döneminde çevre o yıllarda şimdiki gibi kimyasalların üretildiği fabrikaların olmaması nedeniyle günümüzde olduğu gibi doğaya müdahale edilmediğini, insan atıklarının çevrenin kendi döngüsü içinde doğal olarak yok ettiğini mağaralardaki resimlerden arkeolojik kazılardan öğreniyoruz. Neolitik dönem ile insanlığın yerleşik döneme geçmesiyle tarımsal üretime başlaması, bitkisel ve hayvansal üretimin ekonomik yönden büyük güç oluşturması ile günümüze kadar insan ve tarımsal atıklarda ciddi değişimler meydana gelmesi sonucunda bugün dünya üzerinde tarımsal üretim faaliyetlerinde çıkan atıkların, örneğin kimyasallar, plastik, fosil yakıtlar vb. gibi çevre ve ekosistem tarafından bertaraf edilemediği için insan ve hayvan sağlığı açısından büyük bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu atık sorunları hayvansal ve bitkisel üretimde insan sağlığı açısından önemli bir gıda ve su güvenliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu sorunların birlikte tetiklediği hayvansal kaynaklı zoonotik patojenlere bağlı bulaşıcı hastalıklar hem gıda güvenliği hem de olası pandemi açısından halk sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı sorunudur. Örneğin Sars-CoV-2’ye bağlı Covid-19 pandemisi…
Günümüzde bu sorunların sadece bir hekim, veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi ve çevre mühendisi tarafından tek başına çözülmesi mümkün olmayıp ancak takım çalışması gerektiren “Tek Sağlık Yaklaşımı” çatısı altında farklı meslekler ile bir araya gelip ortak hareket ederek çözülmesi gerekiyor. Yine dünya genelinde tarım alanlarının (tarla ve mer’aların) çeşitli nedenlerle insan eliyle tarım yapılamaz hale getirilmesinin ve ormanlık alanların yok edilmesinin önüne geçilmesi ancak farklı disiplinlerle, takım çalışması gerektiren “Tek Sağlık Yaklaşımı” çatısı altında toplanarak birlikte hareket edilmesiyle mümkün. O nedenle “tarım” ile “Tek Sağlık Yaklaşımı” arasında çok yönlü kuvvetli bir bağ bulunmaktadır. Türkiye açısından baktığımızda bu bağı değerlendirerek tarım sektöründe yaşanan sorunları “Tek Sağlık Yaklaşımı” çatısı altında, takım çalışmasıyla çözüme kavuşturup doğa ile uyumlu sağlıklı bir üretim yapmamız mümkün.
ADNAN SARPEN
Tek Sağlık Yaklaşımı ile Tarım Arasındaki Bağ
25 Şubat 20262 Görüntüleme0
Tek Sağlık Yaklaşımının tek bir tarifi olmamakla birlikte, genelde, One Health Comission (OHC)’ın tarifi çok sade ve herkesin anlayabileceği şekilde olduğu için OHC’nin tanımını tercih ediyorum. Bu tarife göre “tek sağlık; insanlar, diğer hayvanlar, bitkiler ve paylaştıkları çevre arasındaki bağlantıları dikkate alarak, en uygun sağlık ve refah sonuçlarına ulaşmak için yerel, ulusal ve küresel düzeylerde çalışan, işbirliği anlayışına dayanan, çok sektörlü ve disiplinler arası bir yaklaşımdır.”(1) Tek sağlık kavramı yüzyıllardır varlığını sürdürüyor.(2) Bazı araştırmacılar, tek sağlık yaklaşımının oluşturan insan + hayvan + çevre bileşenlerinden çevrenin insan tarafından kötü kullanılmasına bağlı olarak insan ve hayvanda herhangi bir hastalığın meydana gelebileceğini ilk defa M.Ö. 4. yüzyılda dile getirmiş olması nedeniyle Hipokrat’a kadar uzandığını belirtseler de bunu daha geriye, insanın doğrudan çevre ve hayvan ile olan ilişkisinin olduğu göçebe yaşam tarzı olan avcılık ve toplayıcılık dönemine kadar götürebiliriz. Bu dönem aynı zamanda insanın deneme yanılma ile hayvan hastalıklarını öğrendiği ve tedavi etmeye, yine hayvanda deneme yanılma ile tedavi etmeye çalıştığı hastalıkların benzerinin kendisinde görüldüğünde tedavi etmeye çalıştığı dönemdir. Tek sağlık anlayışının şekil kazanmaya ve ortaya çıkmaya başladığı dönem 18. yüzyılın ortaları ve sonlarında insan tıbbı ile veteriner tıbbının bulaşıcı hastalıklarla mücadele edildiği, tıp eğitiminde insan anatomisinin layıkıyla öğrenilebilmesi için hayvan anatomisinin öğrenilebilmesi amacıyla insan tıbbı ile veteriner tıbbının iş birliği yaptığı bu dönemde, Alman tıp bilim insanı Prof. Dr. Rudolf L.C. Virchow ve öğrencisi Dr. William Osler’in tıp ve sağlık alanında “Tek Tıp, Tek Sağlık” konseptini ortaya atması ve kabul görmesi üzerine insan tıbbı ile veteriner tıbbı uzun yıllar birlikte hareket ederek mikrobiyoloji ve bulaşıcı hastalıklar alanında önemli başarılara imza attıkları yüzyıldır. 21. yüzyıla gelindiğinde küresel hayvan kökenli hastalık ve zoonotik patojen sayılarındaki ciddi artış, dünyaca ünlü veteriner hekim epidemiyolog Prof.Dr. Calvin W. Schwabe’nin 2006 yılında, vefatından kısa bir süre önce, dünyada hayvan kaynaklı zoonotik patojen sayısındaki ciddi artışın pandemi tehlikesi yarattığını dile getirip, bunda yaban hayatın ve doğanın insanlar tarafından tahribinin büyük rol oynadığını belirtip hayvan sağlığı + insan sağlığı + çevre sağlığının birlikte ele alıp “Tek Tıp, Tek Sağlık Konsepti”ni ortaya atarak Amerikan Veteriner Tıp Birliği ile Amerikan Tıp Birliği’ni işbirliği yapmaya çağırması, her iki kuruluşun bu çağrıya kulak verip ortak işbirliğine gitmeleri ve 2007’de dünyaya Tek Sağlık Girişimi ile ortak mücadele edeceklerini, bu mücadeleyi çevre ile ilgili kuruluşlar başta olmak üzere çok geniş bir meslek kitlesiyle işbirliğine gideceklerini deklare etmeleriyle bugünkü Tek Sağlık Yaklaşımı anlayışı doğmuş oldu. (3) Sağlık alanında bu kadar uzun tarihi bir süreç yaşanırken insanlığın geçmişinden bugüne kadar geçen sürede ve hala günümüz dünyasında çok stratejik sektör olan tarım, sağlık ile bağlantılı önemli bir süreç yaşamış, hala tarımın sağlıkla olan bağı devam etmektedir. Çünkü insan olsun, hayvan olsun yaşamlarını sürdürebilmeleri için besine ihtiyaçları var. Hayvanın beslenmesi için yem ile insanın beslenmesi için gereksinim duyulan hayvansal ve bitkisel gıda, tarımsal üretim sayesinde sağlanıyor. Yine günümüzde bitkisel üretimde kullanılan kimyasal zirai ilaçlar halk sağlığı açısından büyük öneme sahip. Bir diğer önemli konu ise tarımı bitkisel üretimin dışında oluşturan üretim faaliyetinde yer alan gıda amaçlı büyük ve küçükbaş hayvan üretimi ve su ürünleri üretimi halk sağlığı açısından önemli olan hayvan kaynaklı zoonotik hastalıklar, “Tek Sağlık Yaklaşımı” açısından çok önemlidir. Dolayısıyla tarımı, “Tek Sağlık Yaklaşımı”nın dışında düşünemeyiz. Tarım, geçmişi 10.000 yıl öncesine dayanan, diğer bir adıyla çiftçilik ve çiftçilik bilimi olup (4, 5) bitkisel ve hayvansal ürün yetiştirmek için toprağın işlenmesini, gıda, yün ve diğer ürünleri sağlamak için hayvanların yetiştirilmesini ve yetiştirilen ürünlerin mümkün olduğunca verimli bir şekilde hasat edilmesini içerir.(4) Tarım, toprağı işleme hem gıda hem de gıda dışı ürünlerin ekimi, yetiştirilmesi ve hasadının yanı sıra hayvancılık üretimini de kapsayan bir üretim faaliyetidir.(6) Tarım ve hayvan yetiştiriciliği, insanların binlerce yıldır dayandıkları göçebe yaşam tarzından evrimleşmelerini sağladı. Avcı-toplayıcı toplumlar hayvanların hareketlerine bağımlıydı ve bu durum, avcılığın çok verimli olduğu (ancak eti uzun süre saklayamadıkları) veya yiyeceklerin çok az olduğu dönemlere yol açabiliyordu.(4)Tarım, % 90’ı, insanların yaşaması için gerekli gıda maddelerinin, % 10’unun ise sanayinin hammadde ihtiyacını karşılamak için doğa ile mücadele edilerek yapılan bir üretim faaliyetidir. Bu nedenle zaruri olanları evrenseldir ne tüketiminden tamamıyla vazgeçilebilir ne de tüketimi doğal ihtiyaçların ötesinde arttırılabilir.(7) Dolayısıyla tarım, insanlığı basit avcı-toplayıcı yaşam biçiminden daha karmaşık bir topluma taşıyarak insan uygarlığının bugünkü seviyelere ulaşmasını sağlamıştır. (4)
İnsanlığın basit avcı-toplayıcı yaşam biçimi döneminde çevre o yıllarda şimdiki gibi kimyasalların üretildiği fabrikaların olmaması nedeniyle günümüzde olduğu gibi doğaya müdahale edilmediğini, insan atıklarının çevrenin kendi döngüsü içinde doğal olarak yok ettiğini mağaralardaki resimlerden arkeolojik kazılardan öğreniyoruz. Neolitik dönem ile insanlığın yerleşik döneme geçmesiyle tarımsal üretime başlaması, bitkisel ve hayvansal üretimin ekonomik yönden büyük güç oluşturması ile günümüze kadar insan ve tarımsal atıklarda ciddi değişimler meydana gelmesi sonucunda bugün dünya üzerinde tarımsal üretim faaliyetlerinde çıkan atıkların, örneğin kimyasallar, plastik, fosil yakıtlar vb. gibi çevre ve ekosistem tarafından bertaraf edilemediği için insan ve hayvan sağlığı açısından büyük bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu atık sorunları hayvansal ve bitkisel üretimde insan sağlığı açısından önemli bir gıda ve su güvenliği olarak karşımıza çıkmaktadır. Tüm bu sorunların birlikte tetiklediği hayvansal kaynaklı zoonotik patojenlere bağlı bulaşıcı hastalıklar hem gıda güvenliği hem de olası pandemi açısından halk sağlığı açısından önemli bir halk sağlığı sorunudur. Örneğin Sars-CoV-2’ye bağlı Covid-19 pandemisi…
Günümüzde bu sorunların sadece bir hekim, veteriner hekim, ziraat mühendisi, gıda mühendisi ve çevre mühendisi tarafından tek başına çözülmesi mümkün olmayıp ancak takım çalışması gerektiren “Tek Sağlık Yaklaşımı” çatısı altında farklı meslekler ile bir araya gelip ortak hareket ederek çözülmesi gerekiyor. Yine dünya genelinde tarım alanlarının (tarla ve mer’aların) çeşitli nedenlerle insan eliyle tarım yapılamaz hale getirilmesinin ve ormanlık alanların yok edilmesinin önüne geçilmesi ancak farklı disiplinlerle, takım çalışması gerektiren “Tek Sağlık Yaklaşımı” çatısı altında toplanarak birlikte hareket edilmesiyle mümkün. O nedenle “tarım” ile “Tek Sağlık Yaklaşımı” arasında çok yönlü kuvvetli bir bağ bulunmaktadır. Türkiye açısından baktığımızda bu bağı değerlendirerek tarım sektöründe yaşanan sorunları “Tek Sağlık Yaklaşımı” çatısı altında, takım çalışmasıyla çözüme kavuşturup doğa ile uyumlu sağlıklı bir üretim yapmamız mümkün.