Earth nature field

GEDİZ NEHRİNİN KİRLİLİĞİ İÇİÑ UTGB ÝONETİMİ ÇÖZÜME KATKI SUNMAK İÇİN HAREKETE GÉÇTİ

Farklı kirlilik türleri ve bunlarla mücadele için teknolojik ve yasal çözüm konularını kapsar,Tarım Kaynaklı Kirlilik,Endüstriyel Deşarjlar ve Temiz Üretim,Mikrokirleticiler ve Yeni Nesil Kirleticiler,Yüzey Suları ve Deniz Kirliliği gb.
Kullanıcı avatarı
Bilal ÖZDEMİR
Kullanıcı
Mesajlar: 153
https://pl.pinterest.com/kuchnie_na_wymiar_warszawa/
Kayıt: Cmt Kas 08, 2025 11:17 pm
Konum: İzmir/Urla
İletişim:

GEDİZ NEHRİNİN KİRLİLİĞİ İÇİÑ UTGB ÝONETİMİ ÇÖZÜME KATKI SUNMAK İÇİN HAREKETE GÉÇTİ

Mesaj gönderen Bilal ÖZDEMİR »

Nazım Şafak

Bugün ,
Yunusemre kent konseyinin düzenlediği,gediz kirliliğini konu alan ,çevreye duyarlı kişi ve kuruluşlarla birlikte UTGB yönetimi başkan Yaşar Uysal ve yönetim kurulu üyesi Erdem Ak la beraber toplantıdaydım.

Ağırlıklı olarak kentsel ve sanayi kaynaklı kirlilik masaya getirildi. Elbette bu önemli bir sorun. Ancak hepimizin bildiği bir gerçek var:
Gediz’i tehdit eden mesele sadece kirleticiler değil.
Aslında iki temel problem var.
1. Aşırı yeraltı suyu kullanımı
Gediz’i ve kollarını besleyen ana kaynak yeraltı sularıdır.
Ama biz bu kaynağı sürdürülebilir sınırların çok üzerinde kullanıyoruz.
Zirai kullanım: 650–800 milyon m³ (%70)
Kentsel kullanım: 120–150 milyon m³ (%12)
Sanayi: 80–100 milyon m³ (%8)
Bu suyun tamamı Gediz’i besleyen akiferlerden çekiliyor.
Dolayısıyla bu sadece bir su tüketimi değil; doğrudan gedizin debisini azaltan bir durum.
Burada ciddi ve radikal tedbirler alınmalı.
Jeotermal kullanım ise farklı bir boyut.
Jeotermal su doğrudan Gediz’i besleyen bir kaynak değil. Ancak çekilen akışkanın yeterince reenjeksiyonla geri verilmemesi (%20–70 arası tahmin ediliyor) büyük bir boşluk yaratıyor. Yıllık yaklaşık 100 milyon metreküplük bir kaybın oluştuğu öngörülüyor.
Bu da:
Akifer basıncının düşmesine
Yeraltı su seviyesinin gerilemesine
Dolaylı olarak Gediz’i besleyen suyun azalmasına neden oluyor.
2. Kirlilik: Arıtmasız atık sorunu
Gediz’i tehdit eden ikinci büyük başlık ise arıtmasız veya yetersiz arıtılmış:
Sanayi atıkları
Kentsel kanalizasyon suları
Ancak Gediz’i kurtarmak istiyorsak sadece kirliliğe odaklanmak yeterli olmayacaktır.
Su miktarı ve su kalitesi birlikte ele alınmalı. Tek başına kirleticilerle mücadele, Gedizin geleceğini kurtaramaz.
Sorun suyun yokluğu değil,suyu yönetememizdir.
Eskiden yaz ortasında bile serin akan, ovayı besleyen, bağlara can veren ,kıyısında açtıgımız çukurlardan su içtiğimiz,içinde balık tututup yüzdüğmüz bir nehirdi Gediz.
Bugün ise yer yer kesilen, denize ulaşamayan, yorulmuş bir damar gibi.
Ama gerçek şu: Gediz ölmedi. Henüz.
Asıl soru şu:
Gediz’i kurtarmak istiyor muyuz?
Herkes aynı cümleyi kuruyor:
“Kuraklık var.”
Evet, var. Ama sorun sadece gökten düşen su değil.
Sorun, yere düşen suyu nasıl kullandığımız.
Bugün havzada yağışla doğal beslenme yaklaşık 450 milyon metreküp.
Ama yeraltından 1,2 milyar metreküp su çekiyoruz.
Bu bir iklim meselesi değil, bir yönetim meselesi.
Bu çekimi azaltacak radikal adımlar atılmadan çözüm mümkün değil.
Ürün deseni ve sulama sistemleri doğru planlayarak toplam çekimi 500 milyon metreküp seviyesine indirmek mümkün.
Bunu başarabilirsek, Gediz 10 yıl içinde yeniden canlanabilir.
Başaramazsak, her yıl biraz daha kaybederiz.

Yeraltı suyu her yıl dahada düşer.
Kuyular derinleşir.
Elektrik faturalarımız artar.

Gedizin geri dönüş gücü zayıflar.
En büyük tehlike kuraklık değil.
Alışkanlık.
Çünkü kriz yavaş ilerliyor.
Bir yıl kuyu 5 metre düşüyor.
Ertesi yıl 3 metre daha.
Kimse paniklemiyor.

Gediz Nehri yazın kesilmeye başladığında alarm aslında çoktan çalmış oldu.

Gediz’i kurutan tek bir sebep yok.
1. Kontrolsüz yeraltı suyu
Ruhsatlı, ruhsatsız, kuyular derin, daha derinden emiyor.

2. Yarım yapılan jeotermal
Jeotermal enerji düşman değil.
Ama eksik reenjeksiyon akiferi içeriden boşaltıyor.
Yavaş ama kalıcı bir hasar yaratıyor.
3. Yönetilemeyen havza
En acı gerçek bu.
Gediz’i kuraklık değil, koordinasyonsuzluk yoruyor.
En büyük yalan: “Artık çok geç”
Hayır.
Gediz için hâlâ bir kurtuluş var.
Ama bu pencere sonsuza kadar açık kalmayacak.
Bilim bize şunu söylüyor:
Yeraltı su seviyesi kritik eşiklerin altına düşerse, geri dönüş onlarca yıl değil, yüzyıl alır.
Yani mesele şu:
Geç kalmadık. Ama gecikiyoruz.

Gediz’i kurtarmak için mucize gerekmiyor.
Cesaret gerekiyor.
Yeraltı suyu gerçeği kabul edilmeli. Bu havza sınırsız değil.
Jeotermalde tam reenjeksiyon şart. Enerji üretilebilir ama suyu geri vermeden değil.
Gedizin yazın minimum akışı yasal güvence altına alınmalı.
Su yönetimi yerelleşmeli.

Gediz bir günde kurumayacak.
Bu yüzden kimse fark etmeyecek.
Ama bir gün şunlar olacak:
Bir kuyu daha derin açılacak.
Bir bağ daha sökülecek.
Bir genç daha köyden gidecek.
Ve biz “nasıl oldu?” diyeceğiz.
Oysa her şey yavaş yavaş oluyor.
Bu bir su meselesi değil
Gediz aslında bir medeniyet meselesi.
Gediz giderse:
Tarım gider.
Kültür gider.
Bağ gider.
Köy gider.
Bir havza kuruduğunda sadece su değil, hafıza da kurur.
Umut nerede?
Umut şu gerçekte:
Gediz hâlâ nefes alıyor.
Yeraltında hâlâ su var.
Dağlarda hâlâ kar var.

Ve en önemlisi:
Hâlâ zaman var.
Ama uzun değil.
Son söz
Gediz’i kurtaracak olan teknoloji değil.
Para da değil.
Projeler hiç değil.
Gediz’i kurtaracak olan şey:
Karar.
Bir gün dönüp şunu söyleyeceğiz:
“Tam zamanında aklımız başımıza geldi.”
Ya da:
“Bir nehrin ölümünü izledik.”
Seçim hâlâ bizim.
Doğanın Var Olma Mücadelesine Katkıda Bulunmaya Geldim,Onunla birlikte özgürleşmek için !

“SU KİRLİLİĞİ KAYNAKLARI VE KONTROLÜ” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir