B-REÇETE UYGULAMASI ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR.
Üretimde sürdürülebilirliğin sağlanması, izlenebilirliğin artırılması ve temiz, güvenilir gıdaya erişim konusundaki görüşlerimizi her fırsatta kamuoyuyla paylaşmaya devam ediyoruz. Sürdürülebilir tarımsal üretim, gıda güvenliği ve halk sağlığı açısından vazgeçilmezdir.
Bu süreçte ziraat mühendisleri, üreticiler, bitki koruma ürünleri bayileri, tarımsal danışmanlar ve sektörün tüm paydaşları yıllardır önemli sorumluluklar üstlenmektedir.
Bir süredir pilot bölgelerde uygulanan B-Reçete sistemi; izlenebilirliğin artırılması ve pestisit kalıntılarının azaltılması amacıyla gündeme getirilmiştir. Ancak pilot uygulamalardan elde edilen sonuçlar, sistemin mevcut haliyle temel hedeflere katkı sunmak yerine sahada yeni sorunlar yarattığını açıkça ortaya koymuştur.
Bu nedenle 1 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girmesi planlanan B-Reçete uygulamasının mevcut haliyle acilen geri çekilmesi gerekmektedir.
Bugün itibarıyla üreticilerin büyük çoğunluğu sisteme kayıtlı değildir. Kayıtlı olan üreticiler açısından ise en önemli sorunlardan biri, üretimini yaptıkları birçok bitki türünde ruhsatlı etkili madde bulunmamasıdır. Özellikle süs bitkileri başta olmak üzere bazı üretim alanlarında ruhsatlı ürün sayısının son derece yetersiz olması, üreticileri ciddi bir belirsizlikle karşı karşıya bırakmaktadır.
Üreticinin mücadele edebileceği ruhsatlı ürün bulunmadığı koşullarda sistemin sağlıklı işlemesi mümkün değildir. Sorunların üzeri örtülmemeli, sahadaki gerçekler görmezden gelinmemelidir.
B-Reçete uygulamasına geçilmeden önce ruhsat genişlemesi yapılarak pestisitlerin kullanılabileceği bitki alanları artırılmalıdır. Bugün sahada aynı aktif maddeye sahip onlarca bitki koruma ürünleri bulunmasına rağmen, bu ürünlerin farklı bitkiler için farklı ruhsat kapsamlarına sahip olması üreticiler, bayiler ve meslektaşlarımız açısından ciddi belirsizliklere yol açmaktadır.
Aynı aktif madde bir üründe belirli bir bitki için ruhsatlı iken, başka bir üründe aynı bitki için ruhsatlı olmayabilmektedir. Bu durum sahada hem uygulama karmaşası yaratmakta hem de reçete sisteminin sağlıklı ve adil şekilde işlemesini zorlaştırmaktadır.
Bugün yalnızca 5 aktif madde için reçete zorunluluğu bulunmasına rağmen sistemde çok sayıda aksaklık yaşanmaktadır. Bu kadar sınırlı bir uygulamada dahi sorunlar çözülememişken, reçete zorunluluğunun tüm bitki koruma ürünlerine yayılması halinde sürecin sahada içinden çıkılmaz bir hale dönüşeceği açıktır.
Bu risk göz ardı edilmemeli; uygulama genişletilmeden önce mevcut sistem tüm yönleriyle yeniden değerlendirilmelidir.
Türkiye genelinde 7.643 zirai bayi ve milyonlarca üretici Antalya’da ise 686 zirai ilaç bayisi bu uygulamadan doğrudan etkilenecektir. Bu rakamlar, B-Reçete sisteminin yalnızca teknik bir düzenleme olmadığını; üreticiden bayiye, ziraat mühendisinden tüketiciye kadar geniş bir kesimi ilgilendiren önemli bir uygulama olduğunu göstermektedir.
Üreticilerin yalnızca sınırlı bir bölümünün sisteme kayıtlı olduğu dikkate alındığında, uygulamanın mevcut haliyle yürürlüğe girmesi üretimde aksamalara, verim ve rekolte kayıplarına neden olabilecektir. Bunun sonucunda piyasada arz eksiklikleri yaşanması, tüketicilerin gıdaya erişiminde sorunlarla karşılaşılması ve fiyat artışlarının gündeme gelmesi ihtimali göz ardı edilmemelidir.
Ayrıca kayıt altına alınması hedeflenen bitki koruma ürünleri satışlarının bir bölümünün kayıt dışına yönelme riski de bulunmaktadır. İzlenebilirliği artırmak amacıyla hazırlanan bir sistemin, sahadaki eksiklikler nedeniyle kayıt dışılığı büyütme ihtimali dikkatle değerlendirilmelidir.
Diğer yandan her bir reçetenin oluşturulması, kontrol edilmesi ve ilacın teslim edilmesi süreçleri sahada ciddi iş yükü yaratacaktır. Özellikle yoğun üretim bölgelerinde bu durum hem üreticiler hem de bitki koruma ürünleri bayileri açısından önemli zaman kayıplarına ve operasyonel sorunlara yol açacaktır.
Üretimin devamlılığının esas olduğu bir sektörde, bürokratik süreçlerin üretimi aksatacak boyuta ulaşması kabul edilemez.
Bitki koruma ürünleri bayilerinde çalışan ve mesul müdür olarak görev yapan meslektaşlarımızın rolü de göz ardı edilmemelidir. Meslektaşlarımız yalnızca ticari faaliyet yürüten kişiler değildir. Aynı zamanda sahada üreticilerle birebir çalışan; hastalık, zararlı ve yabancı ot problemlerini teşhis eden, doğru mücadele yöntemlerini belirleyen ve üreticilere teknik rehberlik sunan uzmanlardır.
Tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve güvenilir gıda üretiminin sağlanmasında önemli bir görev üstlenen meslektaşlarımız, yıllardır sahada edindikleri bilgi ve deneyimle üretime katkı sunmaktadır. Bu nedenle kurulacak her sistemin, meslektaşlarımızın teknik uzmanlığını ve sahadaki gerçekleri dikkate alacak şekilde planlanması gerekmektedir.
B-Reçete uygulamasının sahadaki asli paydaşları üreticiler, bitki koruma ürünleri bayileri, tarımsal danışmanlar ve ziraat mühendisleridir. Ancak bugüne kadar yürütülen süreçte sahadaki sorunların çözüme ulaşmadığı görülmektedir.
Sistemin işleyişi, teknik altyapısı ve uygulama süreçleri yeniden ele alınmalı; sektör temsilcilerinin görüşleri doğrultusunda daha işlevsel, adil ve uygulanabilir bir yapı oluşturulmalıdır.
Antalya’nın yaş sebze üretimi ve ihracatındaki öncü konumu dikkate alındığında, doğru planlanmış bir izlenebilirlik sisteminin hem gıda güvenliğine hem de ihracata önemli katkılar sağlayacağı açıktır. Ancak iyi niyetli hedefler, eksik hazırlanan ve sahadaki gerçeklerle örtüşmeyen uygulamalarla gerçekleştirilemez.
Sorunları çözmesi beklenen bir sistemin yeni sorunlar üretmesine izin verilmemelidir.
Mevcut koşullar altında B-Reçete uygulamasının yürürlüğe girmesi, faydadan çok zarar doğurma riski taşımaktadır. Bu nedenle B-Reçete uygulaması mevcut haliyle acilen geri çekilmeli; teknik altyapı eksiklikleri giderilmeli, ruhsatlı etkili madde ve ruhsat genişlemesi sorunları çözülmeli, üreticilerin kayıt süreçleri tamamlanmalı ve sistem, sektörün tüm paydaşlarının görüşleri doğrultusunda yeniden tasarlanmalıdır.
Ayrıca daha önceki yıllarda şubemizden ‘Reçete Yazma Yetkisi’ alan ziraat mühendisi meslektaşlarımızın belgelerinin kazanılmış hak kapsamında değerlendirilerek geçerli sayılması konusu tarafımızca takip edilecektir.
Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şubesi olarak; bilimsel verilerle desteklenen, sahadaki gerçeklerle uyumlu, üreticiyi ve meslektaşlarımızı sürecin merkezine alan her türlü çalışmayı desteklemeye devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla bildiririz.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Ebru Kaçın
TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Antalya Şube Başkanı

B-REÇETE UYGULAMASI ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR.
Moderatörler: Gürkan Yergün, uysaly
- Bilal ÖZDEMİR
- Kullanıcı
- Mesajlar: 299
- https://pl.pinterest.com/kuchnie_na_wymiar_warszawa/
- Kayıt: Cmt Kas 08, 2025 11:17 pm
- Konum: İzmir/Urla
- İletişim:
Masa onayı yapılmadı
B-REÇETE UYGULAMASI ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR.
Doğanın Var Olma Mücadelesine Katkıda Bulunmaya Geldim,Onunla birlikte özgürleşmek için !
- Bilal ÖZDEMİR
- Kullanıcı
- Mesajlar: 299
- Kayıt: Cmt Kas 08, 2025 11:17 pm
- Konum: İzmir/Urla
- İletişim:
Masa onayı yapılmadı
Re: B-REÇETE UYGULAMASI ACİLEN GERİ ÇEKİLMELİDİR.
B-REÇETE TARTIŞMALARINDA ASIL SORU: İSTEMİYORUZ MU, YOKSA DAHA İYİSİNİ Mİ İSTİYORUZ?
Antalya, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da sayılı örtü altı üretim merkezlerinden biridir. Bu topraklarda üretilen domatesler, biberler, salatalıklar ve süs bitkileri onlarca ülkenin sofralarına ve pazarlarına ulaşmaktadır.
Bu nedenle Antalya'nın sesi yalnız Antalya'nın sesi değildir; Türk tarımının geleceğine dair önemli bir referanstır.
B-Reçete uygulaması üzerine yapılan eleştirilerin önemli bir kısmı sahadaki gerçeklere dayanmaktadır. Ruhsat eksiklikleri, teknik altyapı sorunları, kayıt problemleri ve uygulama zorlukları görmezden gelinemez.
Ancak burada kendimize sormamız gereken daha büyük bir soru vardır:
Gerçekten izlenebilirliği istemiyor muyuz?
Gerçekten pestisit kalıntılarının azaltılmasını istemiyor muyuz?
Gerçekten tüketicinin güvenilir gıdaya ulaşmasını istemiyor muyuz?
Elbette istiyoruz.
Asıl tartışılması gereken konu hedef değil, yöntemdir.
Bugün dünya pazarlarında başarı hikâyesi yazan sektörlere baktığımızda bunun örneklerini açıkça görebiliriz.
Türkiye'nin su ürünleri sektörü Avrupa ve Amerika'nın en sıkı denetimlerinden geçmektedir. Levrek ve çipura üreticileri yıllardır HACCP, BRC, IFS, GlobalG.A.P., izlenebilirlik ve gıda güvenliği standartlarıyla çalışmaktadır.
Benzer şekilde kesme çiçek sektörü de uluslararası sertifikasyon sistemlerini uygulayarak dünyanın en seçici pazarlarına ürün göndermektedir.
Bu sektörler başlangıçta birçok zorluk yaşamış, maliyet artışlarıyla karşılaşmış ve yeni sistemlere uyum sağlamakta güçlük çekmiştir.
Ancak bugün gelinen noktada bu kurallar onların önünü kesmemiştir.
Tam tersine;
ihracat kapılarını açmış,
ürün güvenilirliğini artırmış,
uluslararası rekabet gücü kazandırmış,
katma değeri yükseltmiştir.
O halde yaş meyve ve sebze sektörünün önündeki soru şudur:
"Neden olmasın?"
Belki de çözüm, cezalandırıcı ve bürokratik bir reçete sisteminden çok, aşamalı bir sertifikasyon ve izlenebilirlik modelinde yatmaktadır.
Önce ruhsat problemleri çözülmelidir.
Sonra dijital kayıt altyapısı kurulmalıdır.
Üreticiler eğitilmelidir.
Bitki koruma ürünleri bayileri ve ziraat mühendisleri sistemin merkezine yerleştirilmelidir.
Pilot bölgelerde elde edilen sonuçlar şeffaf şekilde paylaşılmalıdır.
Daha sonra GlobalG.A.P., İyi Tarım Uygulamaları, HACCP mantığı ve uluslararası izlenebilirlik standartlarıyla uyumlu bir model kademeli olarak uygulanmalıdır.
Çünkü dünya artık yalnızca ürün satın almıyor.
Ürünün hikâyesini satın alıyor.
Nasıl üretildiğini satın alıyor.
Hangi ilacın ne zaman kullanıldığını satın alıyor.
Çevreye verilen değeri satın alıyor.
İnsan sağlığına gösterilen özeni satın alıyor.
Avrupa'daki tüketici bir domates satın alırken yalnızca domates almıyor; o domatesin bütün geçmişini görmek istiyor.
Geleceğin tarımı da tam olarak bu noktada şekilleniyor.
Bu nedenle mesele B-Reçete'nin mevcut haliyle uygulanıp uygulanmaması değildir.
Asıl mesele, Türk tarımını dünya standartlarında rekabet edebilir, izlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya nasıl dönüştüreceğimizdir.
Bazen "Hayır" demek kolaydır.
Zor olan ise daha iyi bir alternatif ortaya koymaktır.
Bugün tarım sektörünün ihtiyacı olan şey de tam olarak budur.
Sorunları reddetmek değil;
çözüm yolları üretmek.
Kapıları kapatmak değil;
yeni yollar açmak.
Çünkü Türk tarımı geçmişte olduğu gibi bugün de büyük dönüşümleri başarabilecek bilgiye, üretim gücüne ve insan kaynağına sahiptir.
Yeter ki tartışmalarımızı korkular üzerine değil, ortak akıl üzerine inşa edelim.
Yeter ki "Olmaz" demek yerine "Nasıl olur?" sorusunu sormaya cesaret edelim.
Zafer Duru
Antalya, yalnızca Türkiye'nin değil, dünyanın da sayılı örtü altı üretim merkezlerinden biridir. Bu topraklarda üretilen domatesler, biberler, salatalıklar ve süs bitkileri onlarca ülkenin sofralarına ve pazarlarına ulaşmaktadır.
Bu nedenle Antalya'nın sesi yalnız Antalya'nın sesi değildir; Türk tarımının geleceğine dair önemli bir referanstır.
B-Reçete uygulaması üzerine yapılan eleştirilerin önemli bir kısmı sahadaki gerçeklere dayanmaktadır. Ruhsat eksiklikleri, teknik altyapı sorunları, kayıt problemleri ve uygulama zorlukları görmezden gelinemez.
Ancak burada kendimize sormamız gereken daha büyük bir soru vardır:
Gerçekten izlenebilirliği istemiyor muyuz?
Gerçekten pestisit kalıntılarının azaltılmasını istemiyor muyuz?
Gerçekten tüketicinin güvenilir gıdaya ulaşmasını istemiyor muyuz?
Elbette istiyoruz.
Asıl tartışılması gereken konu hedef değil, yöntemdir.
Bugün dünya pazarlarında başarı hikâyesi yazan sektörlere baktığımızda bunun örneklerini açıkça görebiliriz.
Türkiye'nin su ürünleri sektörü Avrupa ve Amerika'nın en sıkı denetimlerinden geçmektedir. Levrek ve çipura üreticileri yıllardır HACCP, BRC, IFS, GlobalG.A.P., izlenebilirlik ve gıda güvenliği standartlarıyla çalışmaktadır.
Benzer şekilde kesme çiçek sektörü de uluslararası sertifikasyon sistemlerini uygulayarak dünyanın en seçici pazarlarına ürün göndermektedir.
Bu sektörler başlangıçta birçok zorluk yaşamış, maliyet artışlarıyla karşılaşmış ve yeni sistemlere uyum sağlamakta güçlük çekmiştir.
Ancak bugün gelinen noktada bu kurallar onların önünü kesmemiştir.
Tam tersine;
ihracat kapılarını açmış,
ürün güvenilirliğini artırmış,
uluslararası rekabet gücü kazandırmış,
katma değeri yükseltmiştir.
O halde yaş meyve ve sebze sektörünün önündeki soru şudur:
"Neden olmasın?"
Belki de çözüm, cezalandırıcı ve bürokratik bir reçete sisteminden çok, aşamalı bir sertifikasyon ve izlenebilirlik modelinde yatmaktadır.
Önce ruhsat problemleri çözülmelidir.
Sonra dijital kayıt altyapısı kurulmalıdır.
Üreticiler eğitilmelidir.
Bitki koruma ürünleri bayileri ve ziraat mühendisleri sistemin merkezine yerleştirilmelidir.
Pilot bölgelerde elde edilen sonuçlar şeffaf şekilde paylaşılmalıdır.
Daha sonra GlobalG.A.P., İyi Tarım Uygulamaları, HACCP mantığı ve uluslararası izlenebilirlik standartlarıyla uyumlu bir model kademeli olarak uygulanmalıdır.
Çünkü dünya artık yalnızca ürün satın almıyor.
Ürünün hikâyesini satın alıyor.
Nasıl üretildiğini satın alıyor.
Hangi ilacın ne zaman kullanıldığını satın alıyor.
Çevreye verilen değeri satın alıyor.
İnsan sağlığına gösterilen özeni satın alıyor.
Avrupa'daki tüketici bir domates satın alırken yalnızca domates almıyor; o domatesin bütün geçmişini görmek istiyor.
Geleceğin tarımı da tam olarak bu noktada şekilleniyor.
Bu nedenle mesele B-Reçete'nin mevcut haliyle uygulanıp uygulanmaması değildir.
Asıl mesele, Türk tarımını dünya standartlarında rekabet edebilir, izlenebilir ve sürdürülebilir bir yapıya nasıl dönüştüreceğimizdir.
Bazen "Hayır" demek kolaydır.
Zor olan ise daha iyi bir alternatif ortaya koymaktır.
Bugün tarım sektörünün ihtiyacı olan şey de tam olarak budur.
Sorunları reddetmek değil;
çözüm yolları üretmek.
Kapıları kapatmak değil;
yeni yollar açmak.
Çünkü Türk tarımı geçmişte olduğu gibi bugün de büyük dönüşümleri başarabilecek bilgiye, üretim gücüne ve insan kaynağına sahiptir.
Yeter ki tartışmalarımızı korkular üzerine değil, ortak akıl üzerine inşa edelim.
Yeter ki "Olmaz" demek yerine "Nasıl olur?" sorusunu sormaya cesaret edelim.
Zafer Duru
Doğanın Var Olma Mücadelesine Katkıda Bulunmaya Geldim,Onunla birlikte özgürleşmek için !
Kimler çevrimiçi
Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir
