1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

Gediz Nehri’nin Kıyısında Yapılması Planlanan Arıtma Tesisi Tartışmaları Büyüyor!

Gönderilme zamanı: Pzr Mar 08, 2026 9:24 am
gönderen Bilal ÖZDEMİR
Nazım Şafak

Gediz Nehri’nin Kıyısında Yapılması Planlanan Arıtma Tesisi Tartışmaları Büyüyor!
7 Mart 202622 Görüntüleme0
Manisa-Muradiye Organize Sanayi Bölgesi’nin atık sularını bertaraf için yapılması planlanan arıtma tesisi konusunda görüşlerini açıklayan Manisa Çevre ve Kültür Derneği Genel Sekreteri Nazım Şafak, “Arıtma tesisi gereklidir. Hatta geç kalınmış bir zorunluluktur. Buna kimse karşı çıkmaz. Ancak mesele arıtmanın varlığı değil; nerede ve hangi teknolojiyle yapılacağıdır” dedi.Yer Seçimi: Teknik mi, Riskli mi?

Arıtma tesisi için planlanan yerin Gediz Nehri kıyısı olduğuna dikkat çeken Şafak, “Üstelik sanayi bölgesinden oldukça uzak bir nokta. Bu tercih, elbette teknik olarak tartışılabilir. Ama tartışılmasına tahammül gösterilmemesi asıl sorundur.

Diğer yandan bir arıtma tesisinin OSB’den uzak bir noktada konumlandırılması bazı soruları beraberinde getirir:

Uzun kolektör hatlarında sızıntı riski var mı?

Taşkın senaryoları bilimsel olarak çalışıldı mı?

Kimyasal depolama güvenliği nasıl sağlanacak?

Sel durumunda arıtılmamış suyun nehre karışma ihtimali var mı?

Kaçak deşarj için aralanmış bir kapı oluşur mu?” sorularını sordu.Gediz Havzasının Önemine Vurgu

Gediz Havzasının hassas bir ekosistem olduğunun altını çizen Şafak, “Gediz Nehri yalnızca bir su kanalı değildir; tarımı, bağları, çiftçiyi ve ovayı besleyen bir hayat damarıdır. Ancak bu hayat damarı, yanlış planlama kararlarının bedelini yıllardır ödüyor.

Eğer kurulacak tesis ileri biyolojik arıtma, membran sistemleri ve geri kazanım üniteleriyle donatılacaksa bu gerçek bir çevre yatırımıdır.

Ama bunun için sürecin şeffaf ve hesap verebilir olması gerekir.

Peki, süreç şeffaf mı?

Bize yönelik suçlayıcı ve zaman zaman haddini aşan tavırların sergilenmesi, ne yazık ki şeffaflığa işaret etmiyor.

Bizim itirazımız arıtma tesisine değildir.

Bizim itirazımız, projenin yalnızca ‘yasal sınırları sağlayan klasik bir deşarj tesisi’ olarak planlanma ihtimalinedir” diye konuştu.‘Teknoloji Seçimi’ Sorusu

Asıl endişelerini iki noktada toplandığını ifade eden Şafak, “Bunlar, yer tercihi ve teknoloji düzeyidir.

Bugün dünyada modern organize sanayi bölgeleri; sıfır sıvı deşarj (ZLD) hedefleriyle arıtılmış suyu yeniden üretimde kullanırlar, nehirlere yük bindirmemeyi esas alırlar ve enerji geri kazanımı sağlarlar.

Tam da bu noktada soru basittir; ‘Muradiye’de planlanan tesis, 2026 teknolojisi mi olacak, yoksa 2000’lerin standardı mı?’

Bunu sormak, tartışmak ve itiraz etmek; suç değildir. Yapılan iş, bir yurttaşlık görevidir” şeklinde konuştu.

Demokratik Hak Vurgusu

Meselenin diğer tarafının ise teknik olduğu kadar demokratik olduğunu dile getiren Şafak, “Yer seçimine ve teknoloji düzeyine itiraz edenlerin sesinin kısılması için basına, ‘açıklamalarına gitmeyin, yayınlamayın’ çağrısı yapıldığı açıkça ifade edilmektedir.

Bir organize sanayi bölgesi ekonomik güç olabilir. Ama kamusal alanı yönetme yetkisine sahip değildir.

Basına ‘yazmayın’ demek, kamuoyuna ‘duymayın’ demektir!

Bu yaklaşım, yapılacak çevre yatırımını bile tartışmalı hale getirir. Çünkü şeffaflıktan korkan bir yatırım güven üretemez. Evet, Manisa bir sanayi şehridir. Ama aynı zamanda bir tarım şehridir. Aynı zamanda bir yaşam alanıdır.

Gediz Havzası yalnızca OSB’nin değil, herkesindir” dedi.“Arıtma Tesisi Yapılmalıdır”

Arıtma tesisi yapılmasının zorunluluk olduğunu yineleyen Şafak, “Tesis; doğru yerde, taşkın güvenliği iyi analiz edilmiş, ileri teknolojiyle donatılmış, sıfır deşarj hedefli ve şeffaf biçimde planlanmış olmalıdır.

Buna itiraz edenleri susturmaya çalışmak, projeyi güçlendirmez, aksine zayıflatır.

İyi donanımlı bir arıtma tesisi nehrin kıyısına kurulabilir mi?

Teknik olarak mümkündür. Ama kurulmamalıdır!

Hele yerel seviyede demokrasiyi ve farklı sesleri kıyıya iten bir yönetim bu yatırımı yapıyorsa, doğal olarak biz de şüpheyle yaklaşırız.

Burada sorulması gereken sorular vardır; Muradiye OSB yeni alanlar açarak mı büyüyecek,

‘arsa üreterek’ mi genişleyecek, yoksa mevcut sanayiyi ileri teknolojiye taşıyarak mı gelişecek?

Gediz’in suyu ‘berrak olsun’ istiyorsak önce tartışmanın dili berrak olmalıdır.

Çünkü güçlü sanayi ve güçlü şehir, sesleri kısarak değil, farklı sesleri duyarak büyür” açıklamasını yaptı.