Earth nature field

BİLECİK SÖĞÜT İLÇESİ YAKACIK KÖYÜ ALTIN-GÜMÜŞ MADENİNİN ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Devletlerin, yerel yönetimlerin ve uluslararası kurumların karar alma süreçleri ile ilgili konuları kapsar,
Merkezi ve Yerel Yönetimlerin Rolü,Yeşil Büyüme ve Ekonomik Politikalar,Sektörel Çevre Politikaları, Çevre Adaleti ve Risk Paylaşımı gb.
Kullanıcı avatarı
Bilal ÖZDEMİR
Kullanıcı
Mesajlar: 245
https://pl.pinterest.com/kuchnie_na_wymiar_warszawa/
Kayıt: Cmt Kas 08, 2025 11:17 pm
Konum: İzmir/Urla
İletişim:
Masa onayı yapılmadı

BİLECİK SÖĞÜT İLÇESİ YAKACIK KÖYÜ ALTIN-GÜMÜŞ MADENİNİN ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

Mesaj gönderen Bilal ÖZDEMİR »

Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
BİLECİK SÖĞÜT İLÇESİ YAKACIK KÖYÜ ALTIN-GÜMÜŞ MADENİNİN
ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
DR. EŞREF ATABEY
Jeoloji Yüksek Mühendisi-Tıbbi Jeoloji uzmanı
Bilecik ili Söğüt ilçesi, Yakacık köyünde Koza Altın İşletmeleri A.Ş. tarafından
İR:200900964 (ER: 3205760) 117,2 hektar ruhsat alanı ve 6,75 hektar ÇED alanında ‘’AltınGümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi’’ planlanmaktadır.
Faaliyet alanına en yakın yerleşim yeri 844 m mesafede bulunan Akçasu köyü
merkezinde bulunan konuttur. Muhtemel rezerv miktarı 13.460 ton, yıllık üretim miktarı 36.460
ton olup 23.000 ton pasa çıkacaktır. Açığa çıkan pasalar tehlikeli atık sınıfına girmektedir.
Çıkarılan cevher Sivrihisar Kaymaz’daki tesislere taşınacaktır.
Cevherin ortalama tenörü bir ton cevherli kayaçta 1,1 gram ALTIN ve 3,01 gram
GÜMÜŞ olarak belirlenmiştir. Kaç kg altın ve gümüş üretimi yapılacaktır; Devlet Hakkı nedir
belirtilmemiştir.
Kayaları parçalamak için yılda 7.397,6 kg ANFO ile 70 kg Dinamit patlatılacaktır.
Cevherleşme içinde, asit maden drenajı nedeni olan sülfürlü minerallerden pirit
(FeS2), kalkopirit (CuFeS2) ve zinober (HgS) vardır. Zinober bir cıva minerali olup zehirli
bir elementtir.
Proje alanında Kızılçam ormanı yoğundur. Flora listesinde 138 cins, 172 tür, 16 alt tür
ve 1 varyete tespit edilmiş olup 4 endemik tür vardır.
Fauna olarak; Amfibilerden 5 tür, Sürüngenlerden Bern Sözleşmesine göre 14 tür
kesin korunması gereken, 8 tür ise korunması gerekli türlerdir. Kuşlardan proje sahasında 46
tür tespit edilmiştir. 12 kuş türü Koruma Altındaki Türler listesindedir. Memelilerden Proje
alanında İnsectivora 4 tür, Chiroptera 4 tür, Lagomorpha 1 tür, Rodentia 10 tür, Carnivora’ya
ait 8 tür ve Cetartiodactyla’ya ait 3 tür bulunmaktadır.
Avrupa kırmızı listesine göre, Lynx lynx EN (tehlikede), Ursus arctos VU (hassas),
Rhinolophus hipposideros, Myotis blythii, Rhinolophus blasii NT (tehlikeye yakın)
kategorilerinde yer almaktadır. Bern sözleşmesine göre 8 tür (mutlak korunması gereken
fauna elemanları), 11 tür ise (korunması gereken türler) listesinde yer almaktadır.
ÇED sahası Sakarya Nehri kenarında olup, havzada özellikle seracılık üzerine tarımsal
faaliyet yoğundur.
Proje alanı ve çevresinde bulunan önemli kaynak, kaptaj, kuyu ve sondaj noktaları ve
sulama alanı bölgesi bulunmaktadır.
Ocak faaliyetleriyle çevreye saatte 11,5 kg toz yayılacaktır. Çevreye yayılan tozlar
çiçek döllenmelerini engeller ve meyve ve sebze verimi düşer. Arıcılık zarar görür.
Altın-gümüş işletmesi patlatmaları ve kayaç kütlelerinin yerinden sökülmesiyle başta
çevredeki kuyu ve kaynaklar etkilenir, yayılan tozlardan sebze ve meyve yetiştiriciliği zarar
görür.
Ocaktan ve pasalardan kaynaklı süzülen asidik sular yer altı sularını ve içme suyuna
karışır. Tarım toprağında ve kuyu sularında ağır metalce zenginleşme olur.
Faaliyet alanında erozyon hızlanır ve taşınan sedimentler Sakarya Nehri’ne ulaşır.
Havaya yayılan sülfürlü mineral tozları sülfürik aside dönüşerek asit yağmurları
şeklinde yağar ve bitkilere, toprağa zararı olur.
Yazı 3 bölüm halinde hazırlanmıştır.
1.Bölümde (sayfa 2): Projenin ne olduğunu anlama bakımından genel özelliklerinden,
2.Bölümde (sayfa 14) : Söğüt Yakacık köyü altın-gümüş madeninin çevre ve insan sağlığına
etkilerinden, 3.Bölümde (sayfa 18): Altına ihtiyaç olmadığı, altın madenciliği yasaklanmalıdır,
altının doğaya tahribatından bahsedilmiştir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
2
1.BÖLÜM
PROJENİN GENEL ÖZELLİKLERİ
Ruhsat Alanı
Ruhsat Alanı 117,2 ha (1.172.000 m2
) olup ÇED Alanı 6,75 ha (67.500 m2
) olması
planlanmaktadır. Bu ÇED Alanı içerisinde Açık Ocak alanı 0,22 ha (2.200 m2
), Pasa Depolama
Alanı 0,49 ha (4.900 m2
), Cevher Depolama Alanı 0,03 ha (300 m2
), Bitkisel Depolama Alanı
0,15 ha (1.500 m2
) ve Ofis Bölgesi 0,05 ha (500 m2
) üzerine kurulması planlanmaktadır.
İşletme Ruhsatı
27.11.2019/ 27.11.2029 tarihleri arası 10 yıl olarak belirlenmiştir.
Projenin kapladığı alanlar.
Projenin ömrü
Projenin ömrü raporda açık bir şekilde belirtilmemiştir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
3
Mesafeler
ÇED alanı Söğüt ilçesine bağlı Kayabalı köyüne 3.714 m, Akçasu köyüne 844 m,
Yakacık köyüne 1.210 m, Koyunlu köyüne 5.050 m ve Samrı köyüne 3.336 m mesafede yer
almaktadır. Faaliyet alanına en yakın yerleşim yeri 844 m mesafede bulunan Akçasu köyü
merkezinde bulunan konuttur.
ÇED alanı yerleşimlere mesafeleri (Koza, 2024).
İstihdam
Söz konusu projede 1 adet beyaz yaka ve 14 adet mavi yaka olmak üzere toplam 8
personelin çalışması planlanmaktadır denmiş. Ancak bu sayı 15 kişi yapmaktadır. Sayı
çelişkidir.
Bu personel kadrolu mu oksa geçici mi olacaktır? Maden işletmelerinin istihdama
katkısının olduğu bir algıdan ibarettir. Yok denecek kadar azdır.
Üretim
Muhtemel rezerv miktarı: 13.460 ton
Yıllık üretim miktarı: 36,460 ton
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
4
Ocaklar
Ocağın genel şev açısı 480
, basamak yüksekliği 10 m, basamak genişliği 5 m
planlanmış. 1 adet basamak olması ve pasa yüksekliğinin ise 10 m olması belirtilmesine karşın
raporun şev ve basamaklar açıklama kısmında ocakların 4 basamak olacağı ifade
edilmektedir.
Ocak şev ve basamak özelliği (Koza, 2024).
Proje akım şeması
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
5
Pasa
Açık ocak işletmeciliği sırasında yaklaşık 13.460 ton tüvenan cevher ile birlikte yaklaşık
olarak 23.000 ton Ekonomik Olmayan Kayaç (EOK/Pasa) meydana gelecektir.
Patlayıcı
Proje kapsamında;
Yılda 7.397,6 kg, proje ömrü 5 yıl ise toplam 36.980 kg ANFO ile
Yılda 70 kg proje ömrü 5 yıl ise toplam 350 kg Dinamit patlatılacaktır.
Toprak Sıyrılması
Proje alanından ne kadar miktarda toprak sıyrılacaktır; bu belirtilmemiştir.
FLORA
Proje alanında iğne yapraklı ağaçlardan oluşan orman örtüsü vardır. Kızılçam
ağaçları yoğundur.
ÇED alanı meşcere haritası (Koza, 2024).
Ormanlık alandaki proje yeri (Koza, 2024).
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
6
Pinus brutia TEN Kızılçam (Koza, 2024).
Kızılçam ormanı (Koza, 2024).
Kızılçam ormanı (Koza, 2024).
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
7
Floristik listede 138 cins, 172 tür, 16 alt tür ve 1 varyete tespit edilmiştir.
Endemik Türler
Sahada 4 endemik tür tespit edilmiştir. Bu türler Cirsium poluninii P.H. Davis ve parris
(LC), Digitalis lamarckii Ivan (LC), Phlomis russeliana (Sims) Bartham (LC), Galium fissurense
Ehrend ve Schönb-Tem (LC) ve endemik olmayıp CITES 2 de olan Cyclamen coum Miller var
coum taksonudur.
Digitalis lamarckii Ivan (Koza, 2024).
FAUNA
Amfibiler
5 amfibi türü vardır.
Sürüngenler
Bern Sözleşmesine göre 14 tür kesin korunması gereken, 8 tür ise korunması gerekli
türlerdir.
Kuşlar
Proje sahasında 46 kuş türü tespit edilmiştir. 12 kuş türü Koruma Altındaki Türler
listesindedir.
Memeliler
Proje alanında İnsectivora 4 tür, Chiroptera 4 tür, Lagomorpha 1 tür, Rodentia 10 tür,
Carnivora’ya ait 8 tür ve Cetartiodactyla’ya ait 3 tür bulunmaktadır.
Avrupa kırmızı listesine göre, Lynx lynx EN (tehlikede), Ursus arctos VU (hassas),
Rhinolophus hipposideros, Myotis blythii, Rhinolophus blasii NT (tehlikeye yakın)
kategorilerinde yer almaktadır. Bern sözleşmesine göre 8 tür (mutlak korunması gereken fauna
elemanları), 11 tür ise (korunması gereken türler) listesinde yer almaktadır.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
8
Tarım Alanı
Proje Sahası Çevre Düzeni Planı Haritasına göre sürdürülebildik çerçevesinde koruma
alanlarından Çayır-Mera ve Tarımsal Faaliyet Odakları’ndan Sakarya Vadisi Tarım Alanı olarak
nitelendirilmektedir. Alanda seracılık yaygındır.
Su Alanı
Faaliyet alanı içerisinde ve çevresinde herhangi bir su kaynağı bulunmamaktadır’’
denmiş. Oysaki hemen yakınında Sakarya Nehri, çevresinde ise dereler vardır. Doğu
kenarında Pompaj sulama alanı bulunmaktadır.
ÇED alanına sınır pompaj sulama alanı (Koza, 2024).
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
9
ÇED Alanı Jeolojisi
Sahadaki kaya birimlerinin temelini Prekambriyen yaşlı Söğüt metamorfitleri oluşturur.
Sahanın genelinde yaygın olarak Üst Paleozoyik granitoyidleri vardır. Miyosen yaşlı
sedimanter birimler; konglomera, kumtaşı, kiltaşı, killi kireçtaşı kaya birimleridir. Alüvyon ise
bölgedeki en genç birimdir (Yıldırım v.d., 1995).
ÇED alanı jeoloji haritası (Koza, 2024).
Alterasyon, Mineralizasyon ve Cevherleşme
Proje alanında gözlenen başlıca alterasyon türü silisleşmedir. Bu sadece cevherleşme
bölgeleri çevresinde gözlenir. Cevherleşme Üst Paleozoyik granitoyidleri içerisinde gözlenir.
Cevherli zonun tavanında limonitize şist yer alır. Birincil cevher minerallerinin antimonit,
şeelit, pirit (FeS2), kalkopirit (CuFeS2), zinober (HgS), altın ve gümüş; ikincil cevher
minerallerinin ise antimon mineralleri valentinit (Sb2O3) ve senarmontit (Sb3O3), demir
minerali limonit (Fe2O3.nH2O) ve seyrek bakır minerali olan malakit (Cu2CO3).(OH)2 olduğunu
ve gang minerallerinin ise kalsit, kuvars ve serizit bulunmaktadır.
Sahada belirlenen Kompleks altın ve gümüş cevherleşmesi granitoyidik kayaçlar
içerisindeki kuvars damarlarına bağlı gelişmiştir (Koza, 2024).
Cevherin ortalama tenörü 1,1 gr/ton Au; 3,01 gr/ton Ag olarak belirlenmiştir.
Su kaynakları
Proje alanı ve çevresinde bulunan önemli kaynak, kaptaj, kuyu ve sondaj noktaları ve
sulama alanı bölgesi bulunmaktadır.
ÇED alanı çevresi kuyu, pompaj ve kaynakları (Koza, 2024).
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
10
Proje alanı çevresinde bulunan kaynak, çeşme ve kuyuların içme suyu temin edilen
akifer ve kaynakların koruma alanlarının belirlenmesi hakkında tebliğ, 20 Ekim 2012,
sayı:28437 Madde 7'de belirtiği üzere mutlak koruma alanı 50 m olmalıdır denilmektedir.
Su kullanımı
Tesiste kullanılacak toplam su miktarı= Personel + Nakliye= 1,2 m3
/gün + 60 m3
/gün=
61,2 m3
/gün su kullanılması öngörülmüştür.
Toz Emisyonu
Ocaktaki tüm faaliyetler sırasında;
Kontrolsüz 7,68 kg/saat,
Kontrollü 3,84 kg/saat toz yayılacaktır.
Bu toplam 11.5 kg/saat yapmaktadır. Proje ömrü 5 yıl ise toplam 496.800 kg yani 496.8
ton tozun çevreye yayılacağı anlamına gelmektedir.
Yakacık ve Akçasu köyleri toz maruziyeti altındadır (Koza, 2024).
‘’SKHKK Yönetmeliğinde Çöken toz emisyonları için 2024 yılı KVS (kısa vadeli sınır)
ve UVS (Uzun Vadeli Sınır) değerler sırasıyla 390 mg/m2 gün ve 210 mg/m2 gündür. Proje ve
diğer emisyon kaynaklarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda elde edilen kümülatif
(Senaryo 3) kümülatif KVS ve UVS Çöken toz YSK değerleri sırasıyla 197,06 mg/m2 gün ve
19,77 mg/m2 gün olup, SKHKK Yönetmeliğinde 2024’ten itibaren uyulması gereken sınır
değerlerin altında kalmaktadır’’ denmiştir.
Hava Şoku
Patlatma sonucu oluşan ve atmosferde ilerleyen basınç dalgaları normal hava
basıncından daha yüksek basınç oluşturur, bu nedenle hava şoku olarak adlandırılır. Havada
oluşan basınç dalgaları havada önce bir sıkıştırma oluşturur, bunu bir çekme etkisi takip eder.
Hava adeta bir akordeon gibi sıkıştırılıp, çekiştirilir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
11
Taş Savrulması
Proje alanına, en yakın yerleşim yerinde bulunan alıcı yaklaşık 250 m mesafede olup,
hesaplanan taş savrulması değerinin yaklaşık 68,93 m olduğu göz önünde
bulundurulduğunda, söz konusu yakın yerleşim yerlerinde olumsuz bir etki oluşmayacaktır.
Hidroloji
ÇED alanına en yakın akarsu Sakarya Nehri’dir. ÇED alanı topoğrafik olarak bir tepelik
alanda olup çevresindeki su kaynaklarını etkiler. ÇED alanı Kocaçay Dere havzası içinde
bulunmaktadır.
Proje alanına yakın ya da mesafeli dereler şunlardır. Eynez, Kocaaçay, Kaklık ve Bengi
dereleridir. Bunlardan Eynez ve Kocaçay dereleri sürekli akar özelliğindedir.
Hidrojeoloji
Geçirimli akifer niteliğindeki kaya birimi Kuvaterner yaşlı alüvyondur. Bu alüvyondan
yüksek verimli yer altı suyu temin edilmektedir.
Yarı geçirimli kaya birimleri; Oligosen-Miyosen yaş aralığında çökelmiş olan kırıntılı
ve evaporitik çökeller yarı geçirimli kayaçlar olarak nitelendrilebilir. Akitard özelliğinde yer altı
suyu barındırırlar.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
12
Raporda geçirimsiz kaya birimleri olarak, Sarıcakaya Granitoidi, Söğüt
metamorfitlerinin yeşil-mavi şistleri ile gnays ve amfibolitleri gösterilmiştir.
Ancak bu kaya birimleri özellikle kırık ve çatlaklı yapısı ile bünyesinde yer altı
suyu depolayabilmektedir. Bu kayalar akifer beslenme alanını oluşturmaktadır. Kırıklı ve
çatlaklı yapılarıyla ikincil gözenekliliğe sahiptirler.
ÇED alanı hidrojeolojik haritası (Koza, 2024).
Volkanik ve intrüzif kayaların yapısından dolayı yağışlar ile drenaj alanlarında su akışı
şeklinde birçok irili ufaklı dereleri beslemektedir.
Şekilde de görüldüğü üzere yer altı akım yönü güneydeki ÇED alanından kuzeye
Sakarya Nehri’ne doğru gerçekleşmektedir.
Proje alanında yer altı suyu kot seviyesi 175 m-145 m arasında, Sakarya Nehri
sınırında ise değiştiği görülmektedir.
ÇED alanından Sakarya Nehri’ne doğru yer altı suyu akım yönü (Koza, 2024).
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
13
Raporda ‘’Proje alanında madencilik faaliyeti topoğrafya kotu olan 310 m ile 285 m kotu
arasında gerçekleşeceği, madencilik faaliyetinin gerçekleştirileceği bölgede yer altı suyu
seviyesi ortalama 150 m kotunda olması, madencilik faaliyeti sırasında yer altı suyu tablası ile
kesişimi olmayacağı ve susuzlaştırma çalışmasına ihtiyaç olmadığı’’ belirtilmiş.
Proje alanı ve çevresinde 65 metre mesafede OVS Çallı Sulama Pompajı bulunmaktadır.
OVS Çallı Sulama Pompajı.
Patlatmaların Akçasu ve Yakacık sondajları ile Yakacık kuyularına bir etkisinin
olmayacağı belirtilmiş.
Bu gerçekçi bir ifade olmamaktadır. Faylanma ve kırıklanmalarla, kayaların iletim
özelliklerine göre bu tez geçerli olmayacaktır. Saha mikrotektonik inceleme ve kuyulara
etkileri yönüyle araştırılmamıştır.
Raporda ‘’Madencilik faaliyeti sırasında herhangi bir kaynağın etkilenmesi durumunda
faaliyet sahibi etkilenen kaynak ya da kuyunun debisi oranında yakın veya uzak bir sahadan
aynı miktar ve kalitede suyun yerleşim yerlerine kadar ulaşmasını ücretsiz sağlayacaktır’’
denmiş.
Daha projenin başında madencilik faaliyetleri sırasında yöredeki su
kaynaklarının, kuyuların etkileneceği kabul edilmiştir. Etkilenme olduğunda bu taahhüt
nasıl yerine getirilecektir. Başka yerden suyun temini olanağı nasıl sağlanacaktır.
Tehlikeli Atık
‘’Oluşacak pasa 02.04.2015 tarih ve 29314 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak
yürürlüğe giren Atık Yönetimi Yönetmeliği, Ek 4’e göre atık kodu 01 01 01’dir. (Metalik maden
kazılarından kaynaklanan atıklar). Açık ocak faaliyetlerinin bitmesinin ardından pasanın
tamamı (toplam 23.000 ton) açık ocaklarda geri dolgu amacıyla kullanılacaktır. Böylelikle proje
alanında kalıcı pasa depolanması söz konusu olmayacaktır’’ denmiş.
Atığın karakerizasyonu ve inert ya da tehlikeli atık mıdır dosyada
bahsedilmemiştir. Bu en büyük eksikliktir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
14
2.BÖLÜM
SÖĞÜT İLÇESİ YAKACIK KÖYÜ ALTIN -GÜMÜŞ OCAĞININ ÇEVRE
VE İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ
Altın madenciliği doğayı en fazla tahrip eden madencilik türüdür.
MORFOLOJİK YAPININ BOZULMASI-EROZYON ETKİSİ-SEDİMENT TAŞINIMI
Altın madeni ocağı açılmasıyla morfolojik yapı bozulur; alandaki orman ve bitki örtüsü
yok edildiğinden, çıplak kalan ve özelliğini kaybetmiş zemin, yağmur suları ve buzlanmayla
daha çabuk parçalanır; ufalanır; aşınan malzeme sellerle taşınarak erozyona yol açar.
Sellerle, dere suyuna karışan kil boyutundaki malzeme balıkların solungaçlarına
yapışarak ölmelerine neden olur. Ayrıca pasalardan dere suyuna karışan sedimentler suyun
sıcaklığını, pH, elektrik iletkenliği ve biyolojik oksijen ihtiyacı derişimini değiştirerek canlılar için
zararı olur.
Su erozyonu diğer erozyon çeşitleri içerisinde en yaygın ve etkilisi olan, eğimli
arazilerde vejetasyon zayıflığı veya vejetasyonun tamamı yok olduğu zaman yere düşen
yağmur damlaları darbe etkisi ile toprak parçalarını yerinden kopararak, parçalar ve yüzeysel
akışa geçen yağmur suları bu toprak parçalarını sürükleyerek aşağılara taşır.
ALTIN MADENİ PASALARI (ARTIKLARI)
Altın madenciliğinde madenin yakınında yüzeyde toplanan atık malzemeler oluşur.
Çoğunlukla cevher mineralleri içeren bu tür atık yığınları çevre kirliliğinin kaynakları olmakla
birlikte, en büyük çevre sorunlarına cevherlerin işletilme süreçleri yol açmaktadır.
Çıkarılmış cevher, kırma ve öğütülmeyi içeren konsantrasyon işlemine tabi tutulur. Bu
konsantrasyon işlemi sonrasında geride kalan çok ince atık malzeme pasa adını alır ve bu
malzeme gang mineralleriyle birlikte eser miktarda cevher minerali de içererek ciddi bir çevre
kirletici kaynak oluşturur. Pasalar, çok ince tane boyutlarında olup rüzgar etkisiyle kolayca
taşınır.

TEHLİKELİ ATIK
Söz konusu altın cevheri içinde pirit, kalkopirit, zinober gibi sülfürlü minerallerinin
varlığı, ‘’Atık Yönetimi Yönetmeliği’’ne göre tehlikeli atık sınıfına sokmaktadır.
Bu durum ÇED raporunda bahsedilmediği ve göz ardı edildiği görülüyor.
Metalik maden pasaları, Atık Yönetimi Yönetmeliği EK-4 atık listesi-atık kodu
tanımındaki,
01 kodu kategorisi madenlerin aranması, çıkarılması, işletilmesi, fiziki ve
kimyasal işlemlere tabi tutulması sırasında ortaya çıkan atıklar sınıfında yer alan, 01 03
04 ile 01 03 05 atık kodlu sülfürlü cevherlerin işlenmesinden kaynaklanan asit üretici
maden atıkları ile tehlikeli madde içeren diğer maden atıkları kategorisine girmektedir.
Cevher atığındaki sülfür miktarı en fazla %0,1 olmalıdır.
Arsenik, bor, baryum, berilyum, kadmiyum, kobalt, krom, bakır, flor, cıva,
molibden, nikel, kurşun, antimon, selenyum, kalay, toryum, uranyum, vanadyum ve
çinko maden atığı içinde çevre ve insan sağlığı için risk oluşturmamalı, eşik seviyesini
aşmamalıdır. Bu nasıl sağlanacaktır, bilinmiyor.
TOZUN ZARARLARI
Yakacık altın ocağından çevreye saatte 11,5 kg toz yayılacaktır. Altın ocağından
kaynaklı tozlarının hem yakın çevrede yaşayanların, hem de çalışanların sağlığını olumsuz
etkilediği ve birçok hastalıklara neden olduğu bilinmektedir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
15
Meyve ağaçları ve tohumlu bitkilerin yaprakları ile döllenmelerine tozun zararı
olur. Yüzeyi toz kabuğu ile kaplanmış olan yaprak yeterli güneş enerjisi alamaz,
fotosentez ve solunum gücü azalır.
Bu azalma bitkinin beslenme, meyve verme ve büyütme gücüne olumsuz etki
yapar. İnce toz yaprağın solunum gözeneklerini tıkar. Gözenek kapakçıklarının
kapanmasını engeller.
Gözenek kapakçıkları kapanamayan yaprak devamlı terleme ile su kaybeder ve
bir tür “fizyolojik kuraklık etkisi” olayı gerçekleşir.

ÇEVREYE YAYILAN TOZUN MEYVE AĞAÇLARI VE TOHUMLU BİTKİLERİN YAPRAKLARI
İLE DÖLLENMEYE ZARARI
-Altın ocağından yayılan toz, bitki yapraklarında stomaları kapatır ve bitki zayıf düşer.
Bitki zayıf düşünce parazitler bitkiye hücum ederler ve bitki ölür. Toz, bitkilerin yapraklarında
solunumu ve fotosentezi engeller; döllenmeyi önler ve meyve oluşumunu azaltır (M. Doğan
Kantarcı, 2015).
- Toz yaprak yüzeyine konar. Gece nemi ile nemlenen toz, gündüz kuruyarak yaprak
yüzeyinde kabuklaşır. Yüzeyi toz kabuğu ile kaplanmış olan yaprak yeterli güneş enerjisi
alamaz, fotosentez ve solunum gücü azalır. Bu azalma bitkinin beslenme, meyve verme ve
büyütme gücüne olumsuz etki yapar (M. Doğan Kantarcı, 2015).
- İnce toz yaprağın solunum gözeneklerini tıkar. Gözenek kapakçıklarının kapanmasını
engeller. Gözenek kapakçıkları kapanamayan yaprak devamlı terleme ile su kaybeder ve bir
tür “fizyolojik kuraklık etkisi” olayı gerçekleşir.
- İnce tozlar dişi çiçeğin yumurtalık borusunun ağzına konar ve buradaki yapışkan sıvıyı
kurutur. Çiçek tozları yumurtalığın ağzına yapışamaz ve yumurtalığa taşınamaz. Bu durumda
ağaç çiçek açar. Ama döllenme gerçekleşemediği için meyve verimi azalır (M. Doğan Kantarcı,
2015).
ARICILIĞA ETKİSİ
Arıların ürettiği bal halkın önemli geçim kaynağıdır. Arıların dilleri 6-9 mm olup, hortum
şeklindedir. Arılar dilleri ile çiçek nektarlarının kokulu şekerli sıvıyı emip midelerine depolarlar.
Arı dili Ø ≤ 10 µm olan tanecikleri de alır. Çiçek tozları 6-200 µm arasında olup, arılar
Ø100 µm’ye kadar olan çiçek tozlarını da kovana taşırlar. Arılar ince sis damlacığı ve bulut
damlacığı boyutundaki tozları ve külleri, bu arada ağır metalleri de çiçek tozları ile birlikte
kovana taşırlar (M. Doğan Kantarcı, 2015).
Bu toz arılara zarar verir. Bal verimi düşer. Dolayısıyla arıcılık zarar görür.
ASİT YAĞMURLARI
Altın madenciliğinden kaynaklı havaya yayılan sülfürlü tozlar özellikle kükürt
dioksitin havanın nemi ve su buharıyla birleşmesiyle sülfürik aside dönüşür. Bu asit
yağmuru şeklinde yere iner.
Madenden kaynaklı oluşacak asit yağmurlarından en çok tarım alanları ile bitkiler zarar
görür. Asit yağmurları, toprağın bileşiminde bulunan kalsiyum ve magnezyum elementlerinin
yıkanmasına ve toprağın derinlerine inmesine neden olmaktadır. Bu durumun ortaya çıkması
ile ağaçlar ve diğer bitkiler etkilenerek topraktan fayda sağlayamaz hale gelirler ve kurumaya
yüz tutarlar. Havadaki sülfatın solunum yoluyla vücuda girmesi ile astım, bronşit, kanser gibi
hastalıklar ortaya çıkar.
ASİT MADEN DRENAJI
Yakacık altın cevherleşmesi içinde pirit ve kalkopirit mineralleri bulunmaktadır.
Bunlar asit maden drenajına neden olan başlıca minerallerdir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
16
Altın madenciliğinde önlenemeyen ve en korkulan olay asit maden drenajıdır. Asit
maden drenajı bir sülfürlü maden sahasındaki kayaç yığınlarında, cevher ve pirit konsantresi
stoklarında ve artıkların terk edildiği barajlarda pirit, pirotin ve markazit gibi bir demir sülfür
mineralinin nemli ortamda oksitlenmeye maruz kalmasıyla tetiklenen tepkimeler sonucu, sulu
ortama hidrojen geçmesi ve çözeltinin asidik niteliğe bürünmesi, sülfürik asit üretmesidir.
‘’Altın madenciliği faaliyetlerinden kaynaklanan su kirliliğinde dikkatler, yakın geçmişe
kadar siyanür üzerinde iken, bu giderek asit maden drenajına yönelmektedir. Fakat yeterli
düzeyde bilinmemesi bazı algı yanlışlıklarına sebep olmaktadır.
Cevher minerali içeren, bütün bir yer kabuğu parçası doğal halindeyken, atmosferle,
suyla temas ettiğinde ancak sınırlı oranda yüzeyi kadar oksitlenir ve çözünür. Ancak, cevher
çıkarılması için bu kaya parçalara bölünürse, yüzey alanının karesi oranında çoğaltmış olur.
Yüzey alanı büyütülmüş, içerisinde işletilemeyecek kadar düşük, ancak sağlık için hala zararlı
oranda metalleri taşıyan pasa olarak tanımlanan kırıntılar ve tozlar, yağacak yağmurda
yıkanarak asit maden drenajına dönüşebilmektedir.
Asit maden drenajı belirgin özellikleri çok düşük pH, yüksek metal derişimi, yüksek
oranda çözünmüş katı ve askıda katı içeriğidir. Böylelikle, AMD dereler, çaylar, nehirler ve
göller gibi alıcı ortamlara karıştığında, söz konusu alandaki canlı yaşamı olumsuz yönde
etkilenebilir. Hatta kimi türler tamamen yok olabilir; bağlantılı olarak besin zinciri zamanla
zayıflayabilir ve neticede ekosistem çökebilir. Görüldüğü üzere, AMD sık karşılaşılan, etki alanı
geniş ve uzun süreli bir çevre kirliliği sorunudur. Henüz daha oluşumu başlamadan önlenmesi,
ekonomik ve teknik açıdan bir gerekliliktir’’.
Asidik suyla havaya, suya ve toprağa ağır metaller (elementler) karışabilir. Bu
elementlerin çoğu insan, hayvan ve bitkiler için zehirleyici (toksik) olabilirler.
SERA GAZI
Bir gram altın için bir ton kayaç sökülüp taşınır. Bu kadar çok malzemenin
taşınması, genellikle fosil yakıtlardan gelen önemli miktarda enerji gerektirir. Bunların kullanımı
atmosfere karbon ve diğer sera gazlarının salınmasına neden olur. Ayrıca bu geniş tesislerin
bakımı da enerji gerektirir.
ORMANA ZARARLARI
Proje alanı yoğun kızılçam ormanıyla kaplıdır. Orman alanlarında açılan altın
madeni ocağı, yerel iklim ve mikro klimasında değişimlere yol açar, topraktaki canlıların yok
olması, nemli ve verimli toprağın kaybı ile abiyotik minerallerin, faunanın etkilenmesi, toprak
suyunun kaybıyla ağaçların büyümeleri olumsuz etkilenir. Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar
ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış, gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya
çatlak sistemine, oradan da kaynaklara, derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Altın madeni
ocaklarıyla bu sistem zarar görür.
SU KAYNAKLARINA ZARARI
Magmatik volkanik ve sedimanter kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde,
yağmur sularının zemin içerisine süzülmesiyle oluşan ‘’meteorik sular’’, daha önceden
hapsolmuş ‘’formasyon suları’’ vardır. Sedimantasyon sırasında hapsolmuş olan formasyon
suları hidrolojik döngünün bir parçasıdır. Ayrıca çok eski jeolojik zamanda oluşan ‘’fosil sular’’
bulunmaktadır. Özellikle kireçtaşı kayaları birer su deposudurlar. Madencilik faaliyetleriyle yer
altından aşırı su çekimi olmaktadır. Özellikle orman/bitki örtüsü yok edilmekte ve ekolojik
denge tamamen bozulmaktadır.
Dağlık ve tepelik arazideki ormanlar ve bitkiler su da üretirler. Yere düşen yağış,
gözenekli orman toprağından sızarak ana kaya çatlak sistemine, oradan da kaynaklara,
derelere ve yer altı suyuna ulaşır. Altın ocağıyla bu sistem zarar görür.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
17
Altın ocağı yarmaları kaya çatlak sistemlerini kestiklerinden, yer altı suyuna sızan
suyun açığa çıkmasına, akış yönünün değişmesine, buharlaşmasına ve kaybına neden
olmaktadır. Ayrıca su derine kaçtığından yer çökmelerine neden olabilir. Patlatmalarla
mevcut su kaynaklarının yolu değişir, su azalır ya da kurur.
SANAL SU TÜKETİMİ-SU AYAK İZİ
Altın madenciliğinde kaya kütlelerinin yerlerinden sökülmesi ve taşınmasıyla Yeşil Su
Ayak İzi diye nitelendirdiğimiz, yağmur sularının içlerine süzülmesini sağlayan ve yer altı suyu
olarak Mavi Su Ayak İzini oluşturan sanal su kaybı olmaktadır. Bu kaybedilecek su insan ve
bitkiler için gereklidir. İklim krizi yaşanıyorken su kaybına yol açabilecek böyle bir işletme kabul
edilemez.
Ayrıca ocaktaki faaliyetlerde, üretiminde doğrudan mavi su ayak izi yani yer altı
tatlı suyu tüketilmektedir. Diğer aşamalarda kirliliği gidermede kullanılan gri su söz
konusudur.
Kayaçların gözenekleri ile kırık ve çatlakları içinde, yağmur sularının zemin içerisine
süzülmesiyle oluşan ‘’meteorik sular’’, daha önceden hapsolmuş ‘’formasyon suları’’ vardır.
Altın ocaklarıyla ortadan kaldırılan kayalar ile aslında yer altı su depoları yok edilmektedir.
TARIMA ETKİSİ
Proje alanı yakınında yoğun tarımsal faaliyet yapılan Sakarya Nehri alüvyonu
bulunur. Altın madenciliği hidrolojik kuraklığa yol açar. Hidrolojik kuraklık sonucunda yer altı
suyu kaynaklarında azalma olur. Yer üstü suyu kaynaklarından göl, gölet, baraj, nehir, çay,
derelerde su azalır ya da tamamen kurur.
Dolayısıyla tarım bundan olumsuz etkilenir. Toprağın ana maddesi kayaçlardır.
Kayaçlar olmazsa toprak, bitkiler, su da olmaz. Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve
ovadaki tarım alanlarının sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için
kullanılır.
TIBBİ JEOLOJİK YÖNDEN DEĞERLENDİRME
- Altın cevherli kayaç içinde bir cıva minerali olan Zinober vardır. Zinober toksik yani
zehirlidir.
-Altın ocağı faaliyetinden kaynaklı kaynak sularında cıva derişimi artabilir.
-Cıva suda zamanla metil cıvaya dönüşerek Sakarya Nehri’nde toplu balık ölümlerine
yol açabilir.
-Altın cevherindeki sülfürlü pirit ve kalkopirit minerallerinin etkisiyle oluşacak asidik sular
nehirdeki sucul canlıları yok eder.
Balıkesir Balya kurşun madeni pasalarından süzülen asidik sular, 100 yıldan bu yana
Kocaçay’da sucul canlıları yok etmiştir. Hayvanlar dere suyunu içmemektedirler.
-Cevherli mineraller silisyum dioksit bileşimli olduğundan tozlarının ayrıca Silikozis yapma
riski bulunmaktadır.
ALTIN OCAĞININ ESKİ HALİNE GETİRİLMESİ
Madencinin, ‘’maden ocağı terk edilince eskisi gibi ormanlık alana dönüştürülür’’
söyleminin uygulamada gerçekliği bulunmamaktadır. Metrelerce yerin derinliğine inen ters
koni biçimli devasa çukurların eski haline getirildiği örneği görülmemiştir.
Altın madeni ocaklarının ağaçlandırılarak işe yarar duruma getirilmesi işlemleri çok
zordur; hatta mümkün değildir.
Kayaçların toprağa dönüşmesi yüzlerce, binlerce yıl sürmektedir. Oluşan toprakta
ağaçlar, bitkiler yetişmektedir. Toprak bir canlıdır. Bir gram kuru toprakta milyarlarca
mikroorganizma vardır ve canlıları besleyen toprağa hayat verir. Terk edilen ocakların
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
18
ağaçlandırılması ve eski haline getirilmesi olanaklı değildir. Çünkü dikilen ağaçların yeşermesi
ve boy vermesi için, henüz toprak oluşmamıştır.
Ocakta devasa çukur oluşacaktır. Bu çukurun doldurularak eski haline
getirileceği düşüncesi hayal ve gerçek dışı, bilim dışı olup, bir algıdan ibarettir.
Altın ocağı çukurları arazinin yer altı suyu akışını engeller. Çukur bölüm
ağaçlandırılamadığı için çöp ve atık maddelerin doldurulduğu, lağım atıklarının
boşaltıldığı depoya dönüşmektedir. Altın ocağı çukuruna doldurulan kirletici atıklar yer
altı sularına sızarak, içme sularını kirletir.
3.BÖLÜM
ALTIN MADENCİLİĞİNİN ÜLKE EKONOMİSİNE KATKISI
ÖNEMSİZDİR
Altın madenciliğinin ekonomiye sağladığı katkı yok denecek kadar azdır. “Devlet hakkı
oranlarında, madenin cinsi, üretildiği bölge ve benzeri kriterler gözetilerek en fazla % 25
oranında indirim ve artırım yapılabilir.”
“Yer altı işletme yöntemi ile üretim yapılması durumunda ödenmesi gereken Devlet
hakkının % 50’si alınmaz.”
Maden kanunun Maden teşvik tedbirleri başlığı altındaki 9.maddesinde; “Ürettiği
madeni yurt içinde ve kendi tesisinde işleyip ek katma değer sağlayanlardan, bu tesislerde
üretimde değerlendirilen maden miktarı için Devlet hakkının % 50'si ve IV. Grup (c) bendi
madenlerden altın, gümüş ve platin için ise devlet hakkının % 40’ı alınmaz“
Maden Kanunun 9. ve 14.maddeleri birlikte değerlendirildiğinde altın üreten
yerli/yabancı sermayeli madencilik şirketlerinin ülkemizde “ürettikleri altın için ödedikleri
devlet hakkının altın olarak karşılığının” çok düşük olduğu görülecektir. 100 ton altın
üretimin devlet hakkı karşılığı 240 kg altındır (Necati Yıldız, 2025).
Altın ve diğer madenciliğimizin ekonomimize katkısı olup olmadığını
anlayabilmek için katma değer nedir, nasıl yaratılır, cari açık nedir, nasıl kapatılır,
madenlerimizi kim üretiyor, üretilen ne oluyor, kim ne kadar kazanıyor, kazanılanlar
ülkeye ve ülke insanına yansıyor mu, geride ne bırakılıyor, sorularına yanıt aramak
gerekmektedir.
ALTIN ZORUNLU BİR İHTİYAÇ DEĞİLDİR
Altın; işlevleri dolayısıyla demir, krom, kurşun, alüminyum, bakır gibi diğer metalik
cevherler gibi bir ihtiyaçtan kaynaklı üretilmemektedir. Altın bir süs ve yatırım aracıdır.
Dünyada üretilen altının
%60’ı mücevher,
%15’i altın para,
%12’si elektronik,
%5’i dişçilik,
%2’si madalya
%6’sı diğer sanayilerde kullanılmaktadır (http://www.enerji.gov.tr/).
Dünya toplam altın rezervinin 54.000 ton olduğu bilinmektedir (Mineral Commodity Summaries,
2022).
‘’Altın ticareti bir bakıma para ticareti olup, çoğu külçe halinde kıymetli metal olarak
saklanmaya ve ziynet eşyası üretmeye yönelik hareket görmektedir. Dünyada üretilen altının
çoğu, külçe olarak üreten şirketlerin ülkelerinde para kasalarında tutulmaktadır’’.
Altının %5-6’sı ancak elektronikte kullanılıyor. Gerisi lüks için tüketiliyor. Dünya’da ve
Türkiye’de elektronik sanayide kullanılması için fazlasıyla stoklarda altın mevcut. Mücevheratta
kullanılmasa, yatırım aracı olarak, Merkez bankasında altını tutmasak ne olur. Altın ihtiyacı
zorunlu bir metal değildir.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
19
Devletin hüküm ve tasarrufunda olan altın Merkez Bankasına bedava değil, Londra
Metal Borsasındaki altın fiyatları üzerinden, daha açık bir ifade ile devletin malı devletin
bankası olan Merkez Bankasına satılmaktadır. Karşılığı olarak alınan dolar da yurt dışına
götürülmektedir.
Doğaya en fazla tahribatı veren altın madenciliği yasaklanmalıdır. Altın madenciliğinin
ülkeye bir ekonomik getirisi olmamaktadır. Altın madenciliğinde tüm halkın malı olan
milyonlarca yılda oluşmuş ve bir daha yerine konulamayacak olan ortak mirasımız yer altı
servetleri birkaç şirketin çıkarına yurt dışına gönderilmektedir.
Altını kim kullanıyor?
Fakirler kat, yat, uçak alamayacaklarına, her yıl araba modeli değiştiremeyeceklerine,
pırlanta, altın, altın varaklı çatal, bıçak, koltuk alamayacaklarına göre sonuçta madeni tüketen,
madenden yapılan ürünleri kullananlar, enerjiyi, hammaddeyi en fazla tüketenin de varsıllar
olduğunu dolayısıyla, madencilik adı altında doğayı en çok tahrip edenlerin, çevre kirliğine yol
açanların da, madeni çıkaranın da, işleyenin de, satanın da, madenden elde edilen
malzemenin hangisinin kullanılacağını tayin edenin en fazla varsıllar olduğunu söyleyebiliriz.
ALTIN MADENCİLİĞİ YASAKLANMALIDIR
Altın madenciliği yasaklanmalıdır; çünkü doğayı en fazla tahrip eden, suyu,
havayı, toprağı en fazla kirleten altın madenciliğidir. Demir, kurşun, bakır, alüminyum
metalleri gibi bir faydası da olmamıştır. İnsanoğluna hep acı ve gözyaşı vermiştir.
Altının %5-6’sı ancak elektronikte kullanılır. Gerisi lüks için tüketilir.
Dünya’da ve Türkiye’de elektronik sanayide kullanılması için fazlasıyla stoklarda altın mevcut
olduğu belirtilmektedir.
Mücevheratta kullanılmasa, yatırım aracı olarak, Merkez bankasında altını tutmasak ne
olur. Dolayısıyla altın ihtiyacı zorunlu bir metal değildir.
Doğaya en fazla tahribatı veren altın madenciliği yasaklanmalıdır. Altın madenciliğinin
ülkeye bir ekonomik getirisi olmamaktadır.
Altın madenciliğinde tüm halkın malı olan milyonlarca yılda oluşmuş ve bir daha yerine
konulamayacak olan ortak mirasımız yer altı servetleri birkaç şirketin çıkarına yurt dışına
gönderilmektedir.
1970-80’li yıllarda ‘’asbest’’ yüzyılın vazgeçilmez endüstri malzemesiydi.
Kanserojen olduğundan tüm dünyada yasaklandı. GELECEKTE ALTIN MADENCİLİĞİ DE
YASAKLANACAKTIR.
ALTIN MADENCİLİĞİNDE DOĞA VE ÇEVRE TAHRİBATI
Altın madenciliği doğa tahribatı yapan ve çevreyi kirleten en tehlikeli maden
işletmesidir. Doğal çevreye geri dönüşü olmayan zararlar verir.
Günümüzde bir yılda üretilen 3000 tondan fazla altının yüzde 90’ı siyanürle üretilmek
zorunda. Su kaynakları, hava kalitesi, yaban hayatı, toprak kalitesi ve iklim üzerinde olumsuz
etkileri oluyor. Toprak ve suya asit maden drenajı (asidik sular) ve kirletici kimyasallar sızıyor.
Rüzgar ve gaz emisyonlarınca taşınan partiküller hava kalitesini bozuyor. Orman ve
bitki örtüsünün, üst toprağın kaldırılması, faunanın yer değiştirmesi, kirleticilerin salınımı ve
gürültü oluşturmasıyla çevreyi etkiliyor.
Suyu depolayan kayaların, suyu üreten ormanın ve bitki örtüsünün, biyolojik çeşitliliğin
ortadan kaldırılması, havayı, suyu ve toprağı kirletmesi nedenleriyle altın madenciliğinin
doğrudan ekosisteme, iklim değişikliği üzerine olumsuz etkileri oluyor.
Çok geniş alanda işletme yetkisi verilen altın madeni ocakları faaliyete başladığında
doğayı tahrip eder, yer altı suları, kaynaklar, tarım alanları, fauna ve florayı çevredeki tüm
yerleşimleri yaşamı tehdit eder.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
20
İnsanoğlu, hayati olmayan mücevherat ve yatırım tutkusu yüzünden yaşam için
gerekli suyu kaybediliyor.
Altın madenciliği diğer endüstri faaliyetlerine göre çevrenin fiziksel ve kimyasal olarak
bozulmasının doğrudan nedenidir. Doğası gereği alternatif yer seçimi şansı bulunmadığından,
çoğu zaman; tarım, orman ve canlı yaşam alanlarını, tarihi ve doğal sit alanlarını bozma, az
çok zarar verme durumu ile karşı karşıya kalınmaktadır.
Madenciliğe ilişkin faaliyetler birkaç aşamada olup, her birinde doğa farklı olarak zarar
görür. En zarar verici faaliyetler; maden işletme (çıkarma), zenginleştirme, metal tasfiyesi ve
kazanılması gibi işlemlerden dolayı ortaya çıkan kirleticilerdir.
-Altın madeni açık ocak işletmeciliğinde doğa tahribatı üretim sırasında doğrudan
olmaktadır. Fiziksel ve kimyasal yolla olan hava, su ve toprak kirliliği, topografya ve morfolojinin
bozulması, gürültü ve titreşim, ekolojik dengenin nicel ve nitel bozulmasıdır.
-Altın madenciliğinden kaynaklı asidik ve ağır metallerce zengin sular tarım topraklarını
kirletiyor.
-Maden ocaklarıyla, arazinin fiziksel yapısı bozuluyor; toprağın erozyonu hızlanıyor.
-Yer altı ve üstü su dengesi bozuluyor.
-Tarım, orman ve rekreasyon alanları zarar görüyor.
-Patlatmalarla su kaynakları kayboluyor, gürültü kirliliği oluyor.
-Patlatmalarla oluşan sarsıntıların tetiklediği heyelanlar oluyor.
-Tozlar havayı, toprağı ve suyu kirletiyor.
-Su kaynaklarının kuruması, bitkilere zararı, nakil yollarının açılması suretiyle trafik
artışı ve yolların oluşturduğu parçalanma yaban hayata zararı oluyor.
-Altın ocakları terk edildikten sonra geride devasa çukurlar bırakılıyor; çevresinde
koruma önlemi alınmadığından, insanlar ve hayvanlar için tehlike oluşturuyor.
-Terk edilen ocakların yerleşim yerlerine yakın olanları genellikle inşaat ve hafriyat atığı,
katı çöp depolama alanı olarak kullanılıyor.
-Kontrolsüz ve denetimsiz olduğu çevreye verdiği zararlarından açıkça görülen altın
ocakları faaliyetleriyle parça parça tükettiğimiz şey aslında tüm canlılara hayat veren, canlıların
yaşamı için gerekli olan, toprak, gıda ve sudur.
ALTIN MADENCİLİĞİNDE KAMU YARARI BULUNMAMAKTADIR
Kamu yararı tüm ülke fertleri yararına olandır. Burada tüm ülke halkı değil, bir
şirketin çıkarı vardır.
Biliyoruz ki, yatırımların mahrumiyet bölgesinde oluşu, teşvikler, vergi indirimleri, ARGE
desteği, çevrenin iyileştirilmesine harcayacağı bütçeyi kar hanelerine yazmaları ve birçok
nedenle Devletin alacağı payın çok çok düşük oranlarda olduğu, mevcut altın işletmelerinden
görülmektedir. Bu durumda devletin bu madenden kazancı dikkate alınamayacak ölçüde az
olacaktır.
Kamu yararı; Ulusun, toplumun gereksemelerini karşılayan, toplumun bütün çıkarlarını
gerçekleştirmek amacıyla girişilen çalışmalar olarak tanımlanır. Günümüzde “kamu yararı”
kavramı ile “toplum yararı”, “ortak çıkar”, “genel yarar” gibi kavramlar da aynı anlamda
kullanılır. Kamu yararı ile “bireysel çıkar”dan farklı olarak “ortak toplumsal” bir fayda
amaçlanmaktadır. Yer altı suyu; içme suyu, kullanma suyu ve ovadaki tarım alanlarının
sulanması, bitkisel üretimin arttırılması, halkın beslenmesi için kullanılmaktadır.
Bu ilişki ‘üstün kamu yararı’ kapsamında kavranır ve değerlendirilir.
Kontrolsüz ve denetimsiz olduğu çevreye verdiği zararlarından açıkça görülen altın
madenciliği faaliyetleriyle parça parça tükettiğimiz şey aslında tüm canlı alemine hayat veren,
canlıların yaşamı için gerekli olan, toprak, gıda ve sudur.
Dr. Eşref Atabey Söğüt Yakacık altın-gümüş ocağı çevresel etkileri
21
SOSYAL ONAY
Madenciliğin vazgeçilmez üç şartı vardır:
1-Doğanın mutlaka korunması,
2-Kamu yararının önceliği,
3-Hukuk ve şeffaflık içinde madenciliğin yürütülmesi,
Madencinin, ticari sırları dışındaki projesiyle ilgili niyet, plan ve raporlarının açık,
anlaşılır ve düzenli olarak kamuoyunun bilgisine sunulması gerekir.
4-Yörede yaşayanlardan onay alınmadan (sosyal onay) madencilik yapılmaması.
T.C. Anayasası’nın çevrenin korunmasıyla ilgili 56’ıncı maddesi, ‘’Herkes, sağlıklı ve
dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve
çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların görevidir’’
Doğa hakkı insan hakkından önce gelir.
İnsanoğlu dışındaki canlılar; hayvanlar, bitkiler, mikroorganizmalar doğal dengeye
olumsuz yönde etki edecek faaliyet göstermezler.
Türkiye’nin hemen her dağı, tepesi, deresi, vadisinde maden ocakları, onlarca
altın ocağı faaliyette iken madenciliğin Ülke ekonomisine katkısı nedir? Madenciliğin
GSMH içindeki payı %1’i bile bulmamaktadır. O halde madencilikten kazanılan karlar
nereye gitmektedir.
İklim değişikliğine yol açan etmenler arasında madencilik faaliyetleri de yer
almaktadır. Türkiye su stresi altında bir ülkedir. Dolayısıyla madencilik faaliyetleriyle
kirletilen su kaynaklarını korumalıyız.
Milyonlarca yılda oluşmuş ve bir daha yerine konulmayacak, ortak varlığımız olan
madenlerimiz, kamu eliyle ihtiyaca göre yurt içinde işleyerek, ihracat yapmadan
işletilmesi gerekir.
Dr. Eşref Atabey- 26.4.2026
Kaynaklar
Eşref Atabey. 2025. TIBBİ JEOLOJİ. Yaşamın Her Anında Jeoloji ve Sağlık. ISBN: 978-625-386-043-
1.Nobel Akademik Yayıncılık. 1. Basım. Mart 2025. 810s. Ankara.
Eşref Atabey. 2024.Türkiye’nin Suyu 1 cilt ve 2. Cilt. 2024. 896s. ISBN: 978-625-6005-62-4. Sarmal
Kitabevi. İstanbul.
Eşref Atabey. 2024.Mermer ve Taş ocaklarının çevreye etkileri. Sarmal Kitabevi. ISBN: 978-625-6885-
05-9. 136s.İstanbul.
Eşref Atabey. 2023. Yenilenebilir Enerji Kaynakları ve Çevre. 154s. Sarmal Kitabevi. ISBN: 978-625-
6885-04-2. İstanbul.
Eşref Atabey. 2023. Madencilik ve Çevre. 196s. Sarmal Kitabevi. ISBN: 9786256885042. İstanbul.
Eşref Atabey. 2021. Elementler ve Sağlık, Sarmal Kitabevi. 491s. 1.Baskı, Mayıs 2021. İstanbul. ISBN
978-625-7647-42-7
Eşref Atabey. 2021. Gençler için Deprem ve Tsunami, Sarmal Kitabevi. 167s. 1.Baskı, Mayıs 2021.
İstanbul. ISBN 978-625-7647-38-0
Eşref Atabey. 2020. Deprem ve Tsunami. Asi Kitap. ISBN: 978-605-7760-14-2. 309s.İstanbul.
Mehmet Karadeniz. 2008. Sülfürlü madenlerin sorunu asit maden drenajı ve çözümü. TMMOB Maden
Mühendisleri Odası yayını.231s.
Necati Yıldız. 2022. Cevher Hazırlama ve Zenginleştirme, IV. Baskı. ISBN 978-605-71040-0-7 (Tk), 4
Cilt, 1900s.
Necati Yıldız. 2022. Türkiye’de madencilik. Ortak Akıl.
Koza Altın İşletmeleri A.Ş.2024. Bilecik İli, Söğüt İlçesi, Yakacık Köyü, İr:200900964 (Er: 3205760)
Ruhsat Nolu 6,75 Hektar. S: 200900964 Ruhsat Nolu Altın-Gümüş Madeni Açık Ocak İşletmesi Proje
Tanıtım Dosyası. Nisan-2024
Doğanın Var Olma Mücadelesine Katkıda Bulunmaya Geldim,Onunla birlikte özgürleşmek için !

“ÇEVRE YÖNETİŞİMİ VE POLİTİKALARI” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir