AB–Mercosur anlaşması Türkiye tarımını nasıl etkileyecek?
Gönderilme zamanı: Pzr Oca 25, 2026 1:52 pm
AB–Mercosur anlaşması Türkiye tarımını nasıl etkileyecek? Kahveci uyardı
AB–Mercosur ticaret anlaşmasının askıya alınması Türkiye için geçici bir fırsat oluştururken, Ergin Kahveci’ye göre süreç doğru yönetilmezse et, soya ve yemde yeni fiyat artışları kaçınılmaz olacak.
23.01.2026 - 16:32 4 Okunma Süresi: 3 Dk
Tarım politikaları uzmanı Ergin Kahveci, Avrupa Birliği ile Mercosur ülkeleri arasında imzalanan ticaret anlaşmasının Türkiye tarımı açısından önemli riskler ve sınırlı fırsatlar barındırdığını belirtti. Kahveci’ye göre, AB Parlamentosunun anlaşmayı AB Adalet Divanına taşıması, yürürlük sürecini iki yıla kadar geciktirebilecek olsa da, bu askı dönemi Türkiye açısından iyi değerlendirilmezse kalıcı kayıplar yaşanabilir.
Ergin Kahveci
Uluslararası Tahıl Konseyi: Küresel tahıl piyasası üç yıl sonra ilk kez nefes aldı
Kahveci, uzun süredir gündemde olan AB–Mercosur anlaşmasının özellikle tarımsal ticarette dengeleri değiştireceğine dikkat çekerek, AB çiftçilerinin anlaşmaya karşı yürüttüğü eylemlerin süreci geçici olarak durdurduğunu ancak bu durumun kalıcı bir kazanım olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Gümrük Birliği ve arz-talep dengesi risk oluşturuyor
Değerlendirmesinde Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisine vurgu yapan Kahveci, asıl sorunun bu noktada başladığını belirtti. Anlaşma kapsamında Brezilya ve Uruguay başta olmak üzere Mercosur ülkelerinden AB’ye yönlenecek ucuz sığır eti, soya, bazı sebze-meyveler ve kahve türevlerinin, küresel arz-talep dengesini değiştireceğini kaydetti.
Bu değişimin Türkiye için sığır eti, canlı besi hayvanı, soya ve yem hammaddelerinde dezavantaj oluşturacağını ifade eden Kahveci, daralan dünya sığır eti arzı ve artan talep karşısında AB’nin yeni ithalat kotaları açmasının, Türkiye’nin uzun yıllar net ithalatçı olduğu ürünlerde fiyat artışlarını tetikleyeceğini vurguladı.
Yem maliyetleri ve gıda fiyatları zincirleme artabilir
Soya talebinin düşük fiyatlar nedeniyle Brezilya üzerinde yoğunlaşmasının, Türkiye açısından yalnızca hammadde fiyatlarını değil, yem maliyetleri üzerinden et ve süt fiyatlarını da yukarı çekeceğini belirten Kahveci, bu etkinin zincirleme olacağına dikkat çekti. Tavuk eti gibi ihracat payı görece düşük ürünlerde dahi benzer baskıların görülebileceğini ifade etti.
Türkiye yeniden ihracat kapısı olabilir
Kahveci’nin dikkat çektiği bir diğer risk ise AB ülkelerinin, Gümrük Birliği’nden kaynaklanan sıfır vergi avantajı nedeniyle Türkiye’yi bir “re-export” kapısı olarak kullanma ihtimali oldu. Bu durumun özellikle yaş sebze ve meyve ticaretinde Türkiye’yi dezavantajlı bir konuma sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Buna karşın sürecin doğru yönetilmesi halinde sınırlı da olsa fırsat alanları oluşabileceğini belirten Kahveci, küresel talep daralmalarında sığır etinde soğuk depolama, canlı hayvanda ise besi sonu arz genişlemelerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada Polonya ve Fransa’nın yakından takip edilmesi gereken ülkeler olduğunu ifade etti.
Alternatif ticaret hatları önerisi
Kahveci, riskleri azaltmak için Avustralya ile hızlı ticari anlaşmalarla sığır eti ve canlı hayvan tedarikinin çeşitlendirilmesini, soya için ise Brezilya ve Arjantin ile daha avantajlı anlaşmaların yanı sıra ABD’nin ciddi bir alternatif olarak değerlendirilmesini önerdi. Yaş sebze ve meyvede ise Mercosur ülkelerinin yüksek kimyasal kalıntı risklerinin, sıkı izleme politikalarıyla Türkiye lehine çevrilebileceğini belirtti.
“Askı süreci iyi değerlendirilmeli”
AB çiftçilerinin mücadelesiyle oluşan askı döneminin Türkiye için bir fırsat penceresi açtığını ifade eden Kahveci, buna rağmen sektörde bu konuya dair kapsamlı analizlerin yok denecek kadar az olmasını eleştirdi. Özellikle tarım politikaları alanında görevli kamu kurumlarının sessizliğinin dikkat çekici olduğunu vurguladı.
AB–Mercosur ticaret anlaşmasının askıya alınması Türkiye için geçici bir fırsat oluştururken, Ergin Kahveci’ye göre süreç doğru yönetilmezse et, soya ve yemde yeni fiyat artışları kaçınılmaz olacak.
23.01.2026 - 16:32 4 Okunma Süresi: 3 Dk
Tarım politikaları uzmanı Ergin Kahveci, Avrupa Birliği ile Mercosur ülkeleri arasında imzalanan ticaret anlaşmasının Türkiye tarımı açısından önemli riskler ve sınırlı fırsatlar barındırdığını belirtti. Kahveci’ye göre, AB Parlamentosunun anlaşmayı AB Adalet Divanına taşıması, yürürlük sürecini iki yıla kadar geciktirebilecek olsa da, bu askı dönemi Türkiye açısından iyi değerlendirilmezse kalıcı kayıplar yaşanabilir.
Ergin Kahveci
Uluslararası Tahıl Konseyi: Küresel tahıl piyasası üç yıl sonra ilk kez nefes aldı
Kahveci, uzun süredir gündemde olan AB–Mercosur anlaşmasının özellikle tarımsal ticarette dengeleri değiştireceğine dikkat çekerek, AB çiftçilerinin anlaşmaya karşı yürüttüğü eylemlerin süreci geçici olarak durdurduğunu ancak bu durumun kalıcı bir kazanım olarak görülmemesi gerektiğini ifade etti.
Gümrük Birliği ve arz-talep dengesi risk oluşturuyor
Değerlendirmesinde Türkiye’nin AB ile Gümrük Birliği ilişkisine vurgu yapan Kahveci, asıl sorunun bu noktada başladığını belirtti. Anlaşma kapsamında Brezilya ve Uruguay başta olmak üzere Mercosur ülkelerinden AB’ye yönlenecek ucuz sığır eti, soya, bazı sebze-meyveler ve kahve türevlerinin, küresel arz-talep dengesini değiştireceğini kaydetti.
Bu değişimin Türkiye için sığır eti, canlı besi hayvanı, soya ve yem hammaddelerinde dezavantaj oluşturacağını ifade eden Kahveci, daralan dünya sığır eti arzı ve artan talep karşısında AB’nin yeni ithalat kotaları açmasının, Türkiye’nin uzun yıllar net ithalatçı olduğu ürünlerde fiyat artışlarını tetikleyeceğini vurguladı.
Yem maliyetleri ve gıda fiyatları zincirleme artabilir
Soya talebinin düşük fiyatlar nedeniyle Brezilya üzerinde yoğunlaşmasının, Türkiye açısından yalnızca hammadde fiyatlarını değil, yem maliyetleri üzerinden et ve süt fiyatlarını da yukarı çekeceğini belirten Kahveci, bu etkinin zincirleme olacağına dikkat çekti. Tavuk eti gibi ihracat payı görece düşük ürünlerde dahi benzer baskıların görülebileceğini ifade etti.
Türkiye yeniden ihracat kapısı olabilir
Kahveci’nin dikkat çektiği bir diğer risk ise AB ülkelerinin, Gümrük Birliği’nden kaynaklanan sıfır vergi avantajı nedeniyle Türkiye’yi bir “re-export” kapısı olarak kullanma ihtimali oldu. Bu durumun özellikle yaş sebze ve meyve ticaretinde Türkiye’yi dezavantajlı bir konuma sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Buna karşın sürecin doğru yönetilmesi halinde sınırlı da olsa fırsat alanları oluşabileceğini belirten Kahveci, küresel talep daralmalarında sığır etinde soğuk depolama, canlı hayvanda ise besi sonu arz genişlemelerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguladı. Bu noktada Polonya ve Fransa’nın yakından takip edilmesi gereken ülkeler olduğunu ifade etti.
Alternatif ticaret hatları önerisi
Kahveci, riskleri azaltmak için Avustralya ile hızlı ticari anlaşmalarla sığır eti ve canlı hayvan tedarikinin çeşitlendirilmesini, soya için ise Brezilya ve Arjantin ile daha avantajlı anlaşmaların yanı sıra ABD’nin ciddi bir alternatif olarak değerlendirilmesini önerdi. Yaş sebze ve meyvede ise Mercosur ülkelerinin yüksek kimyasal kalıntı risklerinin, sıkı izleme politikalarıyla Türkiye lehine çevrilebileceğini belirtti.
“Askı süreci iyi değerlendirilmeli”
AB çiftçilerinin mücadelesiyle oluşan askı döneminin Türkiye için bir fırsat penceresi açtığını ifade eden Kahveci, buna rağmen sektörde bu konuya dair kapsamlı analizlerin yok denecek kadar az olmasını eleştirdi. Özellikle tarım politikaları alanında görevli kamu kurumlarının sessizliğinin dikkat çekici olduğunu vurguladı.