Earth nature field

TAVUKTA DÜNYA LİGİNDEYİZ, PEKİ NEDEN KENDİMİZİ ZORLUYORUZ?

Hızlı ve düşük maliyetli üretim avantajı olan kanatlı hayvanları kapsar.

Moderatörler: Gürkan Yergün, uysaly

Kullanıcı avatarı
Bilal ÖZDEMİR
Kullanıcı
Mesajlar: 299
https://pl.pinterest.com/kuchnie_na_wymiar_warszawa/
Kayıt: Cmt Kas 08, 2025 11:17 pm
Konum: İzmir/Urla
İletişim:
Masa onayı yapılmadı

TAVUKTA DÜNYA LİGİNDEYİZ, PEKİ NEDEN KENDİMİZİ ZORLUYORUZ?

Mesaj gönderen Bilal ÖZDEMİR »

TAVUKTA DÜNYA LİGİNDEYİZ, PEKİ NEDEN KENDİMİZİ ZORLUYORUZ?

Türkiye ekonomisinin en önemli sorunlarından biri uzun yıllardır değişmeyen döviz ihtiyacı ve dış ticaret açığıdır. Böyle bir ortamda hem ihracat yapan hem de vatandaşın temel ihtiyaçlarına katkı sağlayan sektörlerin önemi daha da artmaktadır. Kanatlı sektörü bu alanların başında gelmektedir.

Bugün Türkiye yumurta ihracatında dünyanın 4. sırasında yer almaktadır. Tavuk eti ihracatında ise dünyanın önde gelen ülkelerinden biridir. Yaklaşık 50 ülkeye ihracat yapan sektör, her yıl milyarlarca dolarlık döviz geliri sağlamaktadır. Tarım ve gıda ihracatı içerisindeki payı dikkate alındığında, kanatlı sektörünün yalnızca hayvancılık açısından değil, makroekonomik açıdan da stratejik bir öneme sahip olduğu görülmektedir.

Üstelik sektörün önemi yalnızca ihracat rakamlarıyla sınırlı değildir. Türkiye'de kişi başına toplam et tüketiminin yaklaşık yarısı tavuk etinden oluşmaktadır. Kişi başına tavuk eti tüketimi son yıllarda hızlı bir artış göstermiş ve 25 kilogram seviyesine yaklaşmıştır. Kırmızı et fiyatlarının hızla yükseldiği bir dönemde milyonlarca vatandaş için tavuk eti temel hayvansal protein kaynağı haline gelmiştir.

Bugün Türkiye'de kırmızı et ile tavuk eti arasındaki fiyat farkı birçok gelişmiş ülkeden daha yüksektir. Başka bir ifadeyle tavuk eti yalnızca bir tercih değil, giderek zorunlu bir tüketim ürünü haline gelmektedir. Eğer Türkiye bugün bu üretim kapasitesine ulaşmamış olsaydı, kırmızı et fiyatlarının toplum üzerindeki etkisi çok daha ağır hissedilecekti.

Kanatlı sektörü aynı zamanda büyük bir ekonomik ekosistemi temsil etmektedir. Üreticiler, yetiştiriciler, yem sanayisi, lojistik firmaları, ihracatçılar, bayiler ve çalışanlarla birlikte yüz binlerce kişinin geçimi doğrudan ya da dolaylı olarak bu sektöre bağlıdır. Bir başka ifadeyle sektör yalnızca döviz kazandırmamakta, aynı zamanda istihdam oluşturmakta ve ekonomik canlılığa katkı sunmaktadır.

Tam da bu nedenle son dönemde sektörün ihracat kısıtlamaları ve çeşitli müdahalelerle gündeme gelmesi düşündürücüdür.

Elbette hiçbir sektör denetimden ve hukuktan muaf değildir. Hukuk herkes için eşit uygulanmalıdır. Ancak dünyada rekabet gücü kazanmış, ihracat yapan, vatandaşın uygun fiyatlı proteine erişimine katkı sağlayan ve ülkeye döviz kazandıran sektörlerin öncelikle korunması, geliştirilmesi ve desteklenmesi beklenir.

Türkiye'nin yaklaşık 100 milyar dolar seviyelerinde seyreden dış ticaret açığı gerçeği ortadadır. Böyle bir tabloda ihracat yapan, döviz kazandıran ve uluslararası pazarlarda yer edinmiş sektörlerin değeri daha da artmaktadır. Küresel pazarlarda yer edinmek yıllar alırken, pazar kaybetmek birkaç ay içinde gerçekleşebilmektedir. Boşaltılan alanları ise rakip ülkeler hızla doldurmaktadır.

Kanatlı sektörünün temel sorunu ihracat değildir. Asıl sorun yem maliyetleri, soya ve mısır gibi stratejik girdilerdeki dışa bağımlılık ve üretim planlamasındaki eksikliklerdir. Çözüm üretimi sınırlamak değil, üretimi daha verimli hale getirmektir.

Türkiye'nin bugün ihtiyacı daha fazla üretim, daha fazla ihracat ve daha fazla rekabet gücüdür. Kanatlı sektörü ise bu üç alanda da ülkeye katkı sağlayan nadir sektörlerden biridir.

Bu nedenle insanın aklına şu soru geliyor:

Dünyada söz sahibi olduğumuz, ülkeye döviz kazandıran, vatandaşın uygun fiyatlı proteine erişmesini sağlayan ve yüz binlerce kişiye geçim kapısı olan bir sektörü neden daha da büyütmenin yollarını aramıyoruz?

Türkiye'nin rekabet avantajı elde ettiği alanları zayıflatmak değil, çoğaltmak gerekir. Kanatlı sektörü de desteklenmesi, güçlendirilmesi ve örnek gösterilmesi gereken sektörlerden biridir.

Çünkü bazı sektörler yalnızca üretim yapmaz; ülkenin gıda güvenliğine, ihracatına, istihdamına ve ekonomik dayanıklılığına da katkı sağlar.

Kanatlı sektörü tam da böyle bir sektördür.

Prof. Dr. Erkan Aktaş
Tarım Ekonomisti
Doğanın Var Olma Mücadelesine Katkıda Bulunmaya Geldim,Onunla birlikte özgürleşmek için !
Kullanıcı avatarı
Bilal ÖZDEMİR
Kullanıcı
Mesajlar: 299
Kayıt: Cmt Kas 08, 2025 11:17 pm
Konum: İzmir/Urla
İletişim:
Masa onayı yapılmadı

Re: TAVUKTA DÜNYA LİGİNDEYİZ, PEKİ NEDEN KENDİMİZİ ZORLUYORUZ?

Mesaj gönderen Bilal ÖZDEMİR »

Zafer Duru
Eğer meseleyi "bazı çevrelerin büyük şirketleri, holdingleri veya TÜSİAD'ı ülkenin seçilmiş siyasetinden bağımsız bir güç odağı olarak görmesi" perspektifinden ele alırsak, burada iki farklı şey birbirine karışıyor:

Birincisi, büyük sermayenin siyaset üzerindeki etkisi hakkındaki meşru tartışma.
İkincisi ise, şirketleri veya iş insanlarını organize ve gizli bir yapı gibi yorumlayan yaklaşım.

Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği Türkiye'nin en büyük iş dünyası kuruluşlarından biridir. Üyeleri ülke ekonomisinde önemli paya sahip olduğu için doğal olarak hükümetlerle zaman zaman aynı görüşte, zaman zaman da karşıt pozisyonda olabilirler. Bu durum dünyanın birçok ülkesinde görülür. Örneğin ABD'de büyük teknoloji şirketleri, Avrupa'da sanayi lobileri veya tarım birlikleri de benzer etkilere sahiptir.

Ancak bir siyasi iktidar veya onun destekçileri, büyük sermaye gruplarını "milli iradeye karşı vesayet odağı" olarak görmeye başlarsa, olay ekonomik tartışmadan çıkıp siyasi güç mücadelesine dönüşebilir. Böyle bir bakış açısının mantıksal sınırı oldukça geniştir:

Önce belirli şirketler eleştirilir.
Sonra iş dünyası örgütleri hedef alınabilir.
Ardından medya kuruluşları, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşları da "etki ağı" olarak tanımlanabilir.
Devamında ekonomik güç sahibi her aktör potansiyel siyasi rakip olarak görülebilir.

Tarihsel olarak bu tür süreçler sadece Türkiye'de değil, Rusya, Çin, Venezuela ve farklı dönemlerde bazı Latin Amerika ülkelerinde de yaşandı. Devlet ile büyük sermaye arasındaki güç mücadelesinin sonucu genellikle üç şekilde olur:

Sermaye uyum sağlar ve sistem içinde çalışmaya devam eder.
Sermayenin bir kısmı ülke dışına yönelir.
Devlet ile sermaye arasında yeni bir denge kurulur.

Benim sık sık verdiğim levrek-çipura, kesme çiçek ve yaş meyve-sebze örneklerine gelirsek; yatırımcı açısından kritik soru "TÜSİAD ne olacak?" sorusundan çok, "10 yıllık yatırım yaptığımda kurallar ne kadar öngörülebilir olacak?" sorusudur. Çünkü bir seranın, balık çiftliğinin, işleme tesisinin veya dikey tarım kampüsünün geri dönüşü yıllar alır. Sermaye ideolojik tartışmalardan çok öngörülebilirliğe tepki verir.

Bu nedenle kayyum veya şirketlere yönelik müdahale tartışmalarının ekonomik etkisi, doğrudan müdahalenin sayısından ziyade, iş dünyasının gelecekteki kuralları ne kadar tahmin edebildiğiyle ilgilidir. Ekonomik tarih genellikle bunu gösteriyor.
Doğanın Var Olma Mücadelesine Katkıda Bulunmaya Geldim,Onunla birlikte özgürleşmek için !
Cevapla

“KANATLI HAYVANCILIĞI (KÜMES HAYVANCILIGI )” sayfasına dön

Kimler çevrimiçi

Bu forumu görüntüleyen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir